Türk Toraks Derneği ve Manisa Tabip Odası Ortak Etkinliği

Türk Toraks Derneği ve Manisa Tabip Odası Ortak Etkinliği "Soma İş Cinayeti Üstünden Geçen 8 Yıldan Sonra Neredeyiz?” Başlığı ile Gerçekleştirildi

Duyuru
1 Haziran

Değerli Üyelerimiz,

Türk Toraks Derneği ve Manisa Tabip Odası ortaklığında düzenlenen “Soma İş Cinayeti Üstünden Geçen 8 Yıldan Sonra Neredeyiz?” etkinliği 13.05.2022 tarihinde Manisa’da gerçekleştirildi.

Etkinliğin açılış konuşmasını yapan Türk Toraks Derneği Genel Başkanı Dr. Oya İtil, 13 Mayıs 2014’te gerçekleşen faciada İzmir ve Manisa’da yaşananları, Türk Toraks Derneği’nin Soma faciasından aldığı dersleri aktardı. Sözlerini derneğin Soma faciasına atfen çıkardığı özel bilimsel bültenden, CO (Karbon monoksid) zehirlenmesine ilişkin olarak verilen eğitimlerden ve ölen madenci eşlerine sağlanan gelir getirici malzemelerden bahsederek tamamladı. Manisa Tabip Odası Başkanı Dr. Hasan Semih Bilgin facia sonrası bölgede yaşananları anlattı.

Dr. Oya İtil ve Dr. Pınar Çelik’in başkanlık ettiği “Soma’da ne gördük?” oturumunda Dr. Ece Kaya’nın moderatörlüğünde; derneğin üyelerinin Soma’daki kazadan 1 yıl sonra gerçekleştirdiği “Karbon Monoksid Zehirlenmesine Bağlı Sistemik, Solunumsal ve Kardiyovasküler Yan Etkiler” çalışması esnasında yaşananlar ve deneyimler aktarıldı. Konuşmacılardan Dr. Peri Arbak; faciada kaybettiğimiz 301 madenciyi saygıyla anarak, sağ kurtulan madencilerin sağlık muayenelerini yapmak üzere Soma’ya geldiklerini ve incelemelerinin sonuçlarını uluslararası kongrelerde de sunduklarını belirtti.  Dr. Ayşın Şakar Coşkun çalışma için izinin Manisa İl Sağlık Müdürlüğü’nden alındığını, facia gecesi Devlet Hastanesi’nde bulunan doktorların da gözlemlerini aktardığını bildirdi. Doktorlar çok sayıdaki başvuruya altyapı yetersiz olsa da müdahele etmişlerdi. Dr. Fatma Evyapan madencilerin muayene olmaya çekindiklerini, işten atılma korkusu olduğundan bu çalışmada yer almayı istemediklerini ifade etti.Yavuz Havlucu faciadan sağ kurtulan madencilerin solunum fonksiyonlarının ve akciğer radyolojik bulgularının değerlendirildiği çalışmada; madencilerin önceki sağlık verilerine ulaşılmasına izin verilmediğini, çalışmada elde edilen verilerin eski verilerle karşılaştırılamaması nedeniyle  makale üretilemediğini vurguladı. Dr. Ece Kaya, Devlet Hastanesi’nde muayene için ayrılan odada beklerken, önce gelen giden olmadığını, sonra işçiler gelmeye başladığında onlarla kurulan iletişimi belirtti.

CHP Manisa Milletvekili Ahmet Vehbi Bakırlıoğlu, facianın yaşandığı bölgenin madeni çıkarmaya çok elverişli olmadığını ifade etti. Madeni özelleştirme aşamasında ilk üstlenen şirketin, madenin  güvenli olmadığını ve maliyet etkin olmayacağını beyan eden bir rapor yazarak madeni işletmekten vazgeçtiğini belirtti. Maden faciasının bir işkazası değil göz göre göre gelen katliam olduğunu ifade etti. Sonuçlanan davada sorumluların ölen madenci başına 8 günden hesaplanan cezalarının yetersiz olduğunu vurguladı. Ayrıca kazadan hemen önce yapılan incelemeler sonucu TMMOB’un yayınladığı rapora rağmen, yapılan denetimlerde kusur raporlanmadan çalışmasına izin verildiğini ifade eden Bakırlıoğlu kamudan hiç bir sorumlunun sorgulanmamış olmasını da vurguladı.

Maden faciasından sağ kurtulan bir madenci olan Ercan Çetinyılmaz, facia öncesi TKİ eliyle işletilen madende; yaklaşık 4 yıl çalıştığını belirterek, özelleşme sonrasında iş sağlığı ve güvenliğinin hiçe sayılarak üretimi artırmanın tek hedef olduğunun altını çizdi. Özelleştirmeyle birlikte; yalnızca işveren değil, alt işveren olan dayıbaşlarının da üretimde yarıştıklarını, üretimden pay alan bu kişilerin de işçiler üzerinde baskı kurduğunu ifade etti. Yeterli eğitim verilmeden, yeterli donanım ve ekipman olmadan çalıştıklarını belirtti. Kazanın geliyorum dediğini, madenin içerisinde için için yanma olduğunu fark ettiklerini anlattı. Öyle bir meslekti ki madencilik her mesai bitiminde yer üstündeki arkadaşları onları “Geçmiş olsun!” diyerek karşılıyorlardı. Kazada arkadaşlarını, akrabalarını kayıp etmişti, sesi titreyerek anlattığı yaşananların ardından, maden sahalarında çok da büyük değişikliklerin olmadığını kazaların yaşanmaya devam edeceğini ifade etmesi çok çarpıcıydı.

Maden sektörünün işyeri hekimlerinden Dr. Barış Yıldırım işyeri hekimlerinin görev ve sorumluluklarından ve buna ek olarak işverenin işyeri hekiminden beklentilerinden bahsetti. Facia öncesi işverenin işçi sağlığı ve güvenliğine bakış açısı nedeniyle işyeri hekimleri ve işçi sağlığı ve güvenliği uzmanlarının önlemleri aldırmalarının zor olduğunu ifade etti.  Ancak facia yaşandıktan sonra giderek bu durumun iyileştiğinden bahsetti.

“Madenlerde Gaz Zehirlenmelerine Karşı Alınacak Mühendislik Önlemleri” ve “Devletin İşlettiği Madenler ile Özel Sektörün İşlettiği Madenlerin İşçi Sağlığı ve Güvenliği Açısından Karşılaştırılması” isimli sunumlarında Maden Mühendisi Mehmet Torun maden faciasının bir işkazası değil göz göre gelen katliam olduğunun vurgusunu yaptı. TMMOB Maden Mühendisleri Odası başkanlığı görevini yürütürken kazadan hemen önce yaptıkları incelemelerde bu madende “karbonmonoksit seviyelerinin 0.05 ppm’in altında olması gerekirken 500 ppm düzeylerinde ölçüldüğünü ve bunun kayıt edildiği”’ni belirtti. Ayrıca madenin havalandırma ve tünel açma, kapama koşullarının uygun olmadığı da gösterilmişti. İşçilere verilen maskelerin kapalı devre maske (OFK) yerine temiz havayı kirli havadan süzerek işçiye veren ve ortam oksijen oranı %18’in altına düşünce işlev görmeyen maskeler (Ferdi Filtreli Koruyucu/FFK) olduğu da gözlenmişti.  

Dokuz Eylül Üniversitesi İş ve Meslek Hastalıkları Bilim Dalı’nda öğretim görevlisi olarak görev yapan Dr. Ceyda Şahan “İşçi Sağlığı Politikalarıyla Maden Kazalarına Bakış” sunumunda dünyadan örnekleriyle, Avustralya ve Çin’in maden sektörleri politikaları ve kaza, hastalık sonuçlarının karşılaştırıldığı bir çalışma temelinde ülkemizin politikalarına ışık tuttu.   

Dokuz Eylül Üniversitesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı’nda İş Sağlığı Profesörü, Dokuz Eylül Üniversitesi İş Sağlığı Müdürü, İş ve Meslek Hastalıkları Bilim Dalı ve  Sağlık Çalışanlarının Sağlığı Biriminde danışman öğretim görevlisi olarak görev yapmakta olan Prof. Dr. Alp Ergör ise madenlerde tarih boyunca yaşanan emek sömürüsünü ve facianın gerçekleştiği madende koruma politika ve stratejilerindeki genel yetersizlikleri, küresel ve ulusal düzeyde sosyal korumanın çöküşünü ve bunu hazırlayan neoliberal politikaların maden sektöründeki etkilerini ele aldı.

Toplantı sonlandığında tüm katılımcılar “Yeni Soma’ların olmaması için bilim çevresinin iş kazaları ve meslek hastalıklarını gündemde tutmasının önemli olduğunu ve Soma’yı unutmamak gerektiğini” belirttiler.

Sevgi ve saygılarımızla,

Türk Toraks Derneği Merkez Yönetim Kurulu