Mesleksel Akciğer Hastalıkları Çalışma Grubu

Türk Toraks Derneği Dünya Çalışan Sağlığı ve Güvenliği Günü Basın Bildirisi Yayınlandı

 28 Nisan Dünya Çalışan Sağlığı ve Güvenliği Günü Basın Bildirisi

Çalışma yaşamında sağlık ve güvenlik koşullarının temini, evrensel ve ulusal kuralların oluşturulması ve sürdürülebilirliği ile olasıdır.  Hemen her ülkede bunun sağlayıcıları üçlü yapı olarak nitelenen devlet-işçi-işveren olsa da, uluslararası ve ulusal düzeydeki Sivil Toplum Kuruluşlarıyla,  meslek örgütleri, uzmanlık kurumları da bu konunun doğrudan ya da dolaylı müdahilleri, yol göstericileridirler.  Çalışma yaşamındaki sağlık koşullarının iyi işletilmemesinin göstergesi meslek hastalıkları, güvenlik zaaflarının göstergesi ise iş kazalarıdır. 

İlk defa 1996 yılında sendikalar iş kazaları ve meslek hastalıklarından ölenleri anmak, bu alandaki aksaklıklara dikkat çekmek için 28 Nisan’ı bir anma günü olarak ilan ettiler.  Uzun süre buna sessiz kalan Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) da nihayet 2003’de bu konuya müdahil oldu.  Bu tarihten itibaren ILO her yıl 28 Nisan’da bir temayı ön plana çıkararak iş kazaları ve meslek hastalıklarından hayatını kaybedenleri anmaya başladı. ILO’nun bu yılki 28 Nisan teması ise “Genç/çocuk işçilerin çalışma koşullarına bağlı sağlık ve güvenliklerinin düzeltilmesi” şeklindedir.  Bunu aynı zamanda çocuk işçilikle mücadele günü olan 12 Haziran 2018 için bir ön çalışma olarak kabul etmektedir.

Birleşmiş Milletlerin tanımına göre genç işçi, 15-24 yaş arasında ilk defa çalışma yaşamına giren kişilerdir.  Bunlar da 15-18 yaş (ki bu çocuk işçi de demektir) ve 18-24 yaş arasında iki gruba ayrılmaktadır. ILO’nun hesaplamalarına göre günümüzde dünyadaki genç işçiler iş gücünün %15’ine başka bir ifadeyle 541 milyona ulaşmıştır.  ILO bu yıl bu grupları ön plana çıkarmasının gerekçesi olarak istatistiklerin genç işçilerde iş kazalarının çok yüksek olmasını göstermektedir.  Örneğin AB ülkelerinde genç işçilerde diğer yaşlara göre iş kazalarının en az %40 daha fazla olduğu; ABD’de ise bu oranın 2 kattan fazla olduğu istatistiklere girmiş olan bir tespittir. 

Genç işçiler aynı zamanda işe bağlı hastalıklara da daha yatkındırlar ancak maalesef bu durum istatistiklere yansıyamamaktadır.  Bunun temel nedenleri meslek hastalıklarının kümülatif maruziyetler sonucu daha uzun bir latent periyot sonrası ortaya çıkmalarıdır. Oysa genç kişiler hala gelişme çağında olduklarından çalışma ortamlarındaki fiziksel, kimyasal, biyolojik ve psikososyal maruziyetlere çok daha fazla duyarlıdırlar. Ancak yıllar sonra ortaya çıkan hastalıklarının gençliklerindeki çalışma koşullarıyla ilintisini ortaya koyacak bir tanı, bildirim, kayıt sisteminin olmaması da bu patolojilerin başka adlar altında tanınmasına yol açmaktadır. Gerçek nedeni gösterilmeyen bu hastalıklar hızlı bir şekilde ilerleyerek kişilerde çalışamayacak derecede hasarlara, maluliyetlere neden olmakta, bu da toplumlarda sosyal bağımlılığı yüksek derecede olan bir genç maluller ordusuna yol açmaktadır.

Genç işçiler çoğunlukla kayıt dışı ekonominin hakim olduğu, çalışma koşullarının  standardının olmadığı yüksek riskli işlerde ve de sosyal güvenlik şemsiyesi olmadan yani güvencesiz olarak çalıştırılmaktadırlar. Örneğin kayıt dışı ekonomi/informal ekonomide çalışanların %78.7’si 15-29 yaş arası gençlerdir.  2017 yılı Emeğin Dünyası Raporunda gelişmekte olan ülkelerde bir işi olan gençlerin bile  %37.7’sinin günlük 3 dolarla yaşamlarını devam ettirdiğini, dünyada işsizlik oranının artışıyla beraber güvencesiz çalışanların sayısının da 1.4 milyarı bulduğu bildirilmiştir.

ILO genç işçilerle ilgili yapılması gerekenleri şöyle özetlemektedir:

-          Sağlıklı bir kayıt ve bilgi sistemi oluşturulması;  genç çalışanların tüm sağlık bilgilerinin, maruziyetlerinin, hastalık ve kazalarının doğru bir şekilde kayıt altına alınması,

-          Genç çalışanların sağlık ve güvenlik koşullarıyla ilgili düzeltici politikaların geliştirilmesi, rehberlerin oluşturulması,

-          Çalışanların İş Sağlığı ve Güvenliği (İSG) gereksinimlerini içine alacak şekilde güvenceli örgütlülüğünün geliştirilmesi,

-          Genç işçilere özgü İSG eğitim programları oluşturulması,

-          Genç çalışanların kaza ve işe bağlı hastalıklarının kayıt altına alınması, önlenmesi konusunda araştırmalar yapılması.  

Yukarıda bahsedilen tüm hususlar maalesef ülkemiz için de misli ile geçerlidir.  Tüm çalışanlarımızda iş kazalarında oldukça içler acısı olan durumumuzun meslek hastalıkları boyutunu maalesef bilememekteyiz.  İş kazalarının ve bunlara bağlı ölümlerin azaltılmasının en önemli yönü çalışma ortamındaki sağlık zararlıları ve etkilenmelerini gösterecek iyi bir iş ve meslek hastalıkları tanı, bildirim ve kayıt sistemimizin sağlıktan sorumlu otoritemiz tarafından bir an önce devreye sokulmasıdır.

Kamuoyuna saygıyla duyurulur

Türk Toraks Derneği

Meslek Hastalıkları Çalışma Grubu

www.ilo.org/safeday