Çevre Sorunları ve Akciğer Sağlığı Çalışma Grubu

Uyarıyoruz: Türkiye İklim Krizinde

 UYARIYORUZ: TÜRKİYE İKLİM KRİZİNDE

Yarın değil şimdi!!!

Çocuklarımıza bırakacağımız en iyi miras:  Yaşanılabilir bir dünya 

Öksürüyor musunuz?

Merak etmeyin çaresi var...

Kan mı tükürüyorsunuz? Hırıltınız mı var?

Kaygılanmayın sorunlarınızı azaltmak ve hatta tümüyle gidermek mümkün...

Yokuş yukarı yürürken nefesiniz mi daralıyor?

Biliniz ki sigarayı bırakırsanız nefesinizdeki iyileşmeyi birkaç gün içerisinde fark edeceksiniz...

Yaşadığınız kentin havası çok mu kirli?

Tertemiz bir hava bulamazsınız Türkiye’de ama havası daha temiz bir kente taşınabilirsiniz 

Küresel sıcaklık 4 derece mi arttı?

Üzgünüz elimizden gelen bir şey yok. Topluca öleceğiz. Kaçış yok.

Çünkü yaşayabileceğimiz başka bir dünya yok!

Dünya ekosisteminin doğal dengesi her gün bozuluyor ve doğal kaynaklar İnsanların ihtiyaçlarını karşılamak için yetersiz.  Çevre ve sağlık etki değerlendirilmesi yapılmadan iklim krizini tetikleyecek yatırımlar, fosil yakıt, maden işletmeleri, plansız kentleşme ve doğa tahribatı krizi derinleştiriyor.

Uzun söze de gerek yok. Daha çok tüketmek için, daha çok enerji için, daha çok maden için, daha çok yol için, daha çok araba için, daha çok uçak için, daha çok klima için, daha çok... daha çok... daha çok için kullandığımız fosil yakıtları hızla insan uygarlığının sonunu getiriyor.

Dünya nüfusunun binde 8’i, dünyanın gelirinin yüzde 45’ine el koyup doymak bilmez bir hırsla tüketip gökyüzüne dünyayı ısıtan karbondioksit salınımına neden olduğu için dünyanın tümü hem açlık, hem yoksulluk, hem de yok oluş tehdidinde. Elbette önce açlar, yoksullar ve yoksunlar yok oluş gerçeğiyle yüzleşiyor: Yakın zaman önce Zimbabwe’nin Beira kentinin yüzde doksanı iklim krizi nedeniyle gelişen afetler nedeniyle yeryüzünden silindi.

İşsizler, azınlık grupları, engelli bireyler, kronik hastalıkları olan kişiler, düşük gelirli ülkelerin yurttaşları ve yüksek gelirli ülkelerdeki yoksullar ama en çok çocuklar ve kadınlar kitlesel yok oluşun ilk kurbanları oluyor. 

Ne yazık ki ülkemiz de bu krizden payını alıyor. Türkiye’nin ortalama sıcaklığı son bir yıl içerisinde 1.2°C arttı. 1980 – 2010 yılları arası ortalama sıcaklığı ile kıyaslanırsa 2018 yılının ortalama sıcaklık seviyesi 1.9°C daha yüksek.

Mevsimsel dönemler açısından kıyaslandığında ise 2018 yılı, mevsim normallerine kıyasla ilkbahar döneminde 3, kış döneminde ise 2.8 santigrat derece daha sıcak geçti (1).

Oysa yaşadığımız mavi gezegende yaşamın devam edebilmesi için küresel düzeyde ortalama sıcaklık artışının önümüzdeki 30 yıl içerisinde en fazla 1.5°C artması gerekiyor.

Yani Türkiye’de sınır 2018 yılı itibariyle aşıldı.

Çünkü Türkiye, 1980’li yıllardan itibaren ekolojik kapasitesinden daha fazla kirletiyor (2): 

Daha büyük alışveriş merkezleri yaparak...

Kırsal alanın doğasını, korunması ve sayıca arttırılması gereken ağaçları maden uğruna keserek...

Kent içi dikey yapılaşmayı teşvik ederek...

Her yeri inşaata ve betona boğarak... 

Termik santraller başta olmak üzere kirli fosil sanayisine destek vererek Türkiye’yi ve dünyayı yok oluşa sürüklüyor.

Bu nedenle yok olmamak için, sorumlulara gerekli sorumluluklarını hatırlatmak için Türk Toraks Derneği olarak üyelerimizi 20 Eylül 2019 tarihinde Türkiye ve dünyada gerçekleştirilecek iklim eylemlerine katılmaya davet ediyoruz.

Kaynaklar:

1.     Meteoroloji Genel Müdürlüğü, 2018 Yılı İklim Değerlendirmesi, 2019 (https://www.mgm.gov.tr/FILES/iklim/yillikiklim/2018-iklim-raporu.pdf). 

2.     Akten M & Akyol A. Determination of Environmental Perceptions and Awareness Towards Reducing Carbon Footprint, AEER, 2018 (http://www.aloki.hu/pdf/1604_52495267.pdf).