Çevre Sorunları ve Akciğer Sağlığı Çalışma Grubu

Türk Toraks Derneği 5 Haziran Dünya Çevre Günü Bildirisi Yayınlandı

 5 Haziran Dünya Çevre Günü

Sürdürülebilir kalkınma” bakış açısının yerine “sürdürülebilir bir gelecek ve yaşam”

 

İnsanın, bugünkü ve gelecek nesiller için çevreyi korumaya ve geliştirmeye yönelik büyük sorumluluğunun vurgulandığı, 1972 yılında İsveç’in Stockholm kentinde düzenlenen Birleşmiş Milletler Çevre Konferansı’ndan bu yana 5 Haziran tüm dünyada “çevre günü” olarak kutlanmaktadır.

Türk Toraks Derneği’de de hastalıklar kadar hastalıklara yol açan nedenleri, tedavi yanında koruyucu hekimliği birincil hekim sorumluluğu olduğundan yola çıkarak hava kirliliği, çevre konularını öncelikleri arasına almıştır. 28 Aralık 2015 tarihinde  TTD Çevre Politikası’nı yayınlamış ve çevre ve insan sağlığını olumsuz etkileyen faktörlerin karşısında olduğunu belirtmiştir.

TTD Çevre Politikasına göre;

Toraks Derneği, ekolojik felaketlerin yaygınlaşıp sıradanlaştığı ve dünyanın geleceğini tehdit ettiği bu dünyada, insanı ve insansız doğayı birbirinden ayrı ele almanın ya da birisini diğerinin içinde eritip yok etmenin doğru bir bakış açısı olmadığını düşünmektedir. Çünkü insan doğanın bir parçasıdır ve insan ile doğayı birbirinden koparmak mümkün değildir. Daha önemlisi insana ve insanın var ettiği uygarlığa yapılacak her müdahale bizatihi doğaya; benzer şekilde insansız doğaya yapılacak her türlü müdahale de insanın doğasına yapılmış olmaktadır.

Toraks Derneği, doğanın sahibinin tek başına insan olmadığını, aksine insanın doğanın bir parçası olduğunu bilmektedir. Bu bakış açısı nedeniyle insanın içinde yaşadığı çevrenin sağlığını ve uyumunu bozacak her türlü girişimin insan ve diğer canlıların sağlığını doğrudan etkilediğini görmektedir.

Toraks Derneği, insanın ve dünyanın umutlu ve sağlıklı geleceğini, insanın doğadan özgürleşmesi yerine, insanın doğayla özgürleşmesinde aramakta ve bu nedenle sağlıklı bir dünyanın, ancak insanın gelişim potansiyellerine ket vurmadan insanla birlikte doğayı da özgürleştirebilecek yollar ve yöntemler bulmakta saklı olduğunu bilmektedir.Dünya üzerinde 5 ile 100 milyon arasında tür olduğu varsayılmaktadır. Günümüze kadar sadece 2 milyon türün keşfedildiği düşünülürse üzerinde yaşadığımız Gezegen ve diğer türler hakkındaki bilgilerimizin yetersiz olduğu ortaya çıkmaktadır. Bilinen 17.291 bitki ve hayvan türü azalarak nesli tükenme tehlikesiyle karşı karşıya iken, sayıları artan birkaç türden biri de insanoğludur.

 

Bu tükenişin sorumlusu insandır. Çeşitli gerekçelerle ormanlar, tarım alanları, meralar, sulak alanlar, tahrip edilmekte, balık stokları azalmakta, Dünyanın ısınmasına neden olan gazlar atmosfere karışmaktadır. Bunların sonucunda da, türler doğal hızlarından 1.000 kat daha hızlı bir şekilde yok olmaktadır.

Toraks Derneği, kalkınmayı sadece ekonomik büyüme olarak değil, insanların ve doğanın ahenkli bir şekilde birbirlerini besleyerek, biyoçeşitliliği, çeşitlilik içinde birliği ve aynı zamanda yaşam niteliğini yükseltmeyi hedeflemesi gerektiğini savunmaktadır. Bu nedenle Toraks Derneği, herkesin temel insani ihtiyaçlarının, ekonomik ve sosyal güvenliğin garanti altına alınmasının; kullanılacak teknolojilerin doğayla uyumlu olduğu kadar merkezi ve bürokratik bir yönetsel aygıtı gerektirmeyecek biçimde, yurttaşlarca kolayca denetlenebilecek eko-teknolojiler olmasının, enerjinin ise ekolojik evrimi zenginleştirecek biçimde tümüyle yenilenebilir enerji kaynaklarından oluşturulması gerektiğinin önemini vurgulamaktadır. 

Bu bağlamda  Toraks Derneği, toplumsal ve ekonomik gelişmenin, sağlığının teminatı olan çevrenin tahribatına rağmen sürdürüldüğü takdirde,  toplumu ve gelecek kuşakları tehdit etmesi nedeniyle “gelişme” ve “kalkınma” olarak değerlendirilememesi gerektiğini savunmaktadır.

Enerji, trafik ve kentsel dönüşüm konularında Çevre Etki Değerlendirme yanında Sağlık Etki Değerlendirmesi de mutlaka zorunlu olmalı ve yatırımların yaratacağı sağlık etkileri bilgilenme hakkı çerçevesinde tüm açıklığıyla kamuoyuyla paylaşılmalıdır.

Toraks Derneği, çevresel nedenlere bağlı olarak gelişen hastalıkların gelişmeden önlenebildiği, doktora ve ilaca asgari düzeyde ihtiyaç duyulduğu, sağlığın tıbbi yönün ötesinde ele alındığı, mutluluk ve barış içinde bir yaşamı hayal etmekte ve bu hayal doğrultusunda faaliyetlerini sürdürmektedir.

Sonuç Olarak;

Temiz hava soluma en temel insan ve tüm canlıların hakkıdır.

Son olarak ulusal akciğer sağlığını geliştirmeyi amaçlayan bir uzmanlık derneği olarak, hava kirliliği başta olmak üzere yaşanan tüm ekolojik sorunların çözüm noktasının “sürdürülebilir kalkınma” bakış açısının yerini “sürdürülebilir bir gelecek ve yaşam”ın alması gerektiğinden geçtiğini bilmekte ve böylesi bir değişimin gerekliğini belirtmektedir.