Küresel İklim Değişikliği – Sıcaklık Artışı ve Sağlık Etkileri

toraks.org.tr /

Son günlerde, ülkemizde ve başta Akdeniz havzasında olmak üzere ve Avrupa’nın kimi yerlerinde artan sıcaklar, sel ve su baskınları küresel iklim değişikliği ve sıcaklık artışlarını yeniden gündeme getirmiştir. Küresel ısınma ve buna bağlı iklim ve çevre değişiklikleri özellikle son yıllarda insan sağlığını ciddi şekilde tehdit eder hale gelmiştir. Sanayi devrimi ile birlikte, fosil yakıtların kullanımının artması sonucu karbon dioksit, metan ve azot oksit gibi sera gazlarının atmosferik konsantrasyonları ileri derecede artmıştır. Günümüzde, enerji ve taşımacılık sektörleri halen sera gaz emisyonunda büyük rol oynamaktadır.

Sera gazlarının artışı sonucunda, dünyaya ulaşan güneş enerjisinin uzaya yansıması gereken kısmı (yaklaşık %30-40), bu gazların oluşturduğu katman tarafından dünya atmosferine hapsedilmekte, atmosferin ve yer kürenin ısınmasına yol açmaktadır. Diğer yandan, yer küre tarafından absorbe edilmesi gereken güneş enerjisi, yoğun betonlaşmanın yaşandığı kentlerde, yeterli doğal ve yeşil alan olmadığı için, gereğince emilip soğutulamamakta, sonuçta kentlerde sıcaklıklar daha da artmaktadır. Sıcaklık artışının en önemli çevresel göstergeleri; dağların doruklarında ve kutuplarda olan kar ve buz kütlesinin giderek küçülmesi, kuraklık, çölleşme ve orman yangınlarının sıklığındaki artış gibi çevresel değişikliklerdir.

Son 150 yılda, küresel sıcaklık yaklaşık 1 oC artmıştır. Isı artışının 21.yüzyılın sonunda 2,3 – 6°C olması beklenmektedir, kuzey yarımküredeki kar örtüsü giderek azalmakta ve deniz seviyeleri küresel ölçekte yükselmektedir. Küresel iklim değişikliği, bazı bölgelerde kuraklık, bazı bölgelerde de yağış artışlarına yol açabilmekte, bu durum bir yandan ekosistemde biyolojik çeşitliliği etkileyerek alerjik potansiyeli yüksek yeni bitkilerin ortaya çıkmasına yol açarken, çeşitli yeni böcek ve zararlılarla geçen bulaşıcı hastalıkların oranını artırabilmektedir. Aşırı ve dengesiz yağışlar diğer yandan sel ve toprak kaymalarına yol açarak hayatı olumsuz etkileyebilmektedir. Deniz seviyelerindeki yükselme kıyılara yakın yerleşim yerlerinin sular atında kalma riskini ortaya çıkarmaktadır.

İklim değişikliğinin yarattığı kuraklık kimi yerlerde çölleşmeye yol açmakta; bunun sonunda su ve gıda kaynakları olumsuz etkilenebilmekte, göç ve yer değiştirme gibi sosyal hareketler ortaya çıkabilmekte ve insanlar bundan olumsuz etkilenmektedir. Artan çölleşme ve çöllerden kaynaklanan kum fırtınaları küresel ölçekte bütün ülkeleri olumsuz etkilemektedir. Küresel iklim değişikliği ve sıcaklık artışı özellikle havadaki ozon ve toz zerreciklerinin artışına yol açarak hava kirliliğini de artırabilmekte, bu da insan sağlığını olumsuz etkileyebilmektedir.

İklim değişikliği insan sağlığını doğrudan veya dolaylı yollardan olumsuz etkileyebilmektedir. Sıcaklık dalgalarına bağlı ölüm oranları artmakta, bu da özellikle solunum sistemi, kalp-damar hastalıkları ve beyin hastalıklarına bağlı ölümlerdeki artışta etkili olmaktadır. 2003 yazında başta Fransa’da ve Avrupa’nın çeşitli ülkelerinde sıcaklık artışına bağlı olarak 32 000 fazladan ölüm olduğu ortaya kondu. Bu ölümlerin daha çok sıcak çarpması, ateş ve su kaybından kaynaklandığı, kişide kalp yetmezliği, kronik solunum hastalıkları ve inme olmasının da ölümleri artırdığı bulunmuştur. Yine, depresyon gibi psikiyatrik rahatsızlıklarda da artış olmaktadır.

Küresel ısınmadaki artış ve iklim değişikliği ülkemizi de yoğun olarak etkilemektedir. Yazların daha sıcak geçmesi, kışların kısa sürmesi, bahar mevsiminin giderek kısalması, yağışların azalması, diğer yandan sel-su baskını, fırtına gibi aşırı hava olaylarının artık daha çok görülür olması iklim değişikliğinin sonuçlarıdır. Son günlerde başta İstanbul olmak üzere çeşitli kentlerimizde yaşanan yoğun sağanaklar, arkasında yaşanan sel ve su baskınları bu durumun bir yansımasını oluşturmaktadır. Diğer yandan özellikle Güneydoğu Anadolu, Akdeniz ve Marmara bölgesinde mevsim normallerinin üzerinde sıcaklık artışları yaşanmakta, özellikle yoğun nem ile birleşince katlanılamaz duruma gelmektedir.

İklim değişikliği zengin-fakir bütün insanlığı etkilese de az gelişmiş veya yoksul ülkeler yetersiz kaynakları nedeniyle daha fazla zarar görmektedirler. İklimde görülen değişikliklerin yavaşlaması ve önlenmesi için acil girişimlere ihtiyaç vardır. Bunun için hükümetlerin acil önlemler almaları gerekmektedir. Karbon salınımı ve sera gazı oluşumunun azaltılması için petrol, kömür gibi fosil yakıtı kullanımının azaltılması, temiz ve yenilenebilir enerjilere yatırım yapılarak kullanımlarının artırılması gerekmektedir.

Diğer yandan, insanların mevcut yaşanan değişikliklerden en az şekilde etkilenmesi için gerekli tedbirler hızla devreye sokulmalıdır. Yapılan araştırmalardan da gösterildiği üzere son günlerde yaşanan boyutlardaki sıcaklık artışlarının olumsuz sağlık etkileri kaçınılmazdır. Bunun için kamuoyu uyarılmalı, başta kronik hasta, yaşlı ve çocuklar gibi hassas guruplar için etkili önlemler alınmalıdır. Hekimler, acil servislere yoğun hasta başvurusu konusunda hazırlıklı olmalı; özellikle nörolojik (inme vs), kardiyak, solunumsal ve diğer aciller konusunda dikkatli olmalıdır. Bireyler, gün ortası saatlerde çok zorunlu olmadıkça dışarıya çıkmamalı, iç ortam olabildiğince iklimlendirme cihazları ile serinletilmeli, bu yapılırken bilinçsizce ortam havasını aşırı soğutmadan kaçınılmalıdır. Bu arada beslenirken ağır yemeklerden kaçınılmalı, bol su ve sağlıklı sıvılar tüketilmelidir.

Kamuoyuna saygıyla duyurulur.



Küresel iklim değişikliği, ülkemizin özellikle Karadeniz bölgesinde sel ve su baskını
riskini artırmaktadır.

 

HAVA KİRLİLİĞİ GÖREV GRUBU