Yoksulluk ve VEREM

toraks.org.tr /

Aslında verem hastalığının önlenmesinin dünyadaki gelir dağılımı adaletsizliğini gidermekle mümkün olacağı yaklaşık yüzyıl önce ifade edilmişti. Öte yandan yoksulların herkesten daha fazla sağlık hizmetine ulaşma hakları olduğu da uzun zamandır bilinen bir gerçektir. Çünkü yoksullar diğer bireylere göre daha sağlıksız bir hayatta var olmaya çalışırlar. Ekonomik sorunlar nedeniyle dengeli beslenemeyen, sağlıklı konutta yaşayamayan ve uygun sanitasyon imkanı bulunmayan bir kişinin verem ya da başka bir hastalığa yakalanması olağan değil midir? Ayrıca tütün bağımlılık oranının da yoksullarda daha yüksek olduğu düşünüldüğünde sorunun boyutu daha iyi anlaşılabilir.

İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi her insanın doğuştan itibaren sağlıklı yaşama hakkı olduğunu güvence altına alsa da, yoksullar doğuştan itibaren dezavantajlı konumdadırlar. Örneğin bebek ölüm hızı, beş yaş altı ölüm hızı, düşük doğum ağırlığı, düşük rutin bağışıklama oranı, yetersiz emzirme oranı ve fiziksel-zihinsel engel görülme sıklığı yoksullarda daha yüksektir. Yeterli ekonomik gelire sahip olmama, uygun barınma koşullarında yaşamama, temiz su kullanmama, düşük bağışıklama oranı ve düşük immün sistem ise verem olma riskini arttırmaktadır.

Çocukluktan başlayan eşitsizlik durumu yükseköğrenim aşaması da dahil olmak üzere bir yaşam boyu sürmektedir. Sosyoekonomik eşitsizliğin etkilerinin ana rahminden başlayarak hayat boyu etkili olduğunun en önemli göstergesi, enfeksiyöz hastalıklar gibi “nedeni” mikroorganizmalar olan hastalıkların dahi bu eşitsizlikten etkilenmesidir. Örneğin Güney Afrika’da yapılan bir araştırmada alkol bağımlılığı, düşük vücut kitle indeksi, eğitim düzey düşüklüğü, ev halkının mal varlığının azlığı, işsizlik ve sigara alışkanlığının verem riskini arttırdığı gösterilmiştir.

Yapılan pek çok çalışma yoksulluğun sağlıksız bir hayat kadar toplumsal dışlanmaya da yol açtığını göstermektedir. Örneğin Türkiye’de verem tanılı askerlerin illere göre dağılımının incelendiği bir araştırmada; memleketlere göre verem hastalığı görülme oranının, ilin milli gelir dağılımı ile anlamlı oranda ilişkili olduğu saptanmıştır. Brezilya’da yapılan başka bir ilginç bir çalışmada ise Türkiye’dekine benzer biçimde verem hastalığının, toplumsal dışlanmanın en yoğun olduğu ve alt yapı hizmetlerinin en sorunlu olduğu kentin çeperlerinde en yüksek olduğuna işaret etmektedir.

Halbuki eşitsizliğin düzeltilmesi halinde sonuçlar değişmektedir. Örneğin Edirne il merkezinde 833 öğrenci üzerinde yapılan bir araştırmada, sosyoekonomik düzeyin iyileşmesiyle vücut kitle endeksi ve akciğer kapasitesinin anlamlı oranda arttığı ve kendine ait odası olanların sistolik kan basınçlarının daha yüksek ve boylarının daha uzun olduğu saptanmıştır.Günümüzde hastalıkları bilimsel temelleri yanında sosyolojik temellerini de incelemek, sorunu bütün boyutuyla irdelemek doğru yaklaşım için şarttır.

Günümüzde hastalıkların bilimsel temelleri yanında, sosyolojik temellerini de incelemek, sorunu bütün boyutuyla irdelemek doğru yaklaşım için şarttır.