28 Nisan 2018

Bir insan hangi yüksekliğe güvenle çıkabilir?

 

 Yüksek irtifada, atmosfer basıncının azalması nedeniyle, solunan havadaki oksijen basıncı da azalır. Bu durum, vücudun özellikle oksijene en duyarlı olan beyin, akciğer, göz gibi organlarında kısmî veya tam oksijen yetersizliği (yani hipoksi ve anoksi) oluşmasına neden olur.

Alçak irtifadan yükseğe çıkıldığında oluşan tabloya Akut Dağ Hastalığı ve sürekli yüksek irtifada yaşamaya bağlı bozukluklara da Kronik Dağ Hastalığı (tanımlıyan kişiye izafen Monge Hastalığı) denilmektedir. 

 

Dağ Hastalığı, genellikle  2400 metrenin üzerinde  görülür. 1950 rakımlı Erzurum’da yaşam riskli değilken, 3125 metre irtifası olan Palandöken dağı için aynı yorum yapılamaz. Kabaca oksijenin deniz düzeyinde 160 mmHg olan basıncı, 2000 metrede 125 mmHg’ye, 3000 metrede 110 mmHg’ye ve 4000 metrede ise 100 mmHg’nin altına kadar düşmektedir. Yükseklerde ortalama her 150 metrede ısı 1o C derece düşmektedir. Kabaca 5500 metredeki oksijen basıncı, deniz düzeyinin yarısı kadardır.  

Vücudumuz bu durumla başa çıkmak için hemen önlemler almaya başlar. Derin nefes alma, kalp hızının artması ve adrenalin, kortizon gibi bazı hormonların salınımında artış, kısa zamanda devreye giren mekanizmalardır. Yükseklerde uzun süre yaşandığında ise; kanın oksijen taşıyan kırmızı kan hücrelerinde sayısal artış olmaktadır. Ancak kan hücrelerinin bu artışı, kanın akışkanlığında azalma ve tıkanmalara da yol açabilmektedir. Bu durum kronik dağ hastalığının ana nedenidir. 

Dünya üzerinde Afrika’dan Asya’ya ve Güney Amerika’ya kadar, yaklaşık 140 milyon kişi, kalıcı olarak yüksek irtifalı bölgelerde yaşamaktadır. Düşük oksijen oranı bu bölgelerde yaşamayı zorlaştırırken, burada yaşayanların çoğu hipoksi yani kanda oksijen seviyesinin az olma durumu ile başa çıkmaya adapte olmuş durumdadır. Fakat özellikle Güney Amerika ve Orta Asya’daki bir çok kişi adapte olamamıştır ve kronik dağ hastalığı bunlar arasında yaygındır. Son araştırmalar hastalığın örneğin Güney Amerika’daki And Dağları’nda yaşayanlarda ve bazı Tibetliler'de yaygın olduğunu, ancak buna karşın Doğu Afrika’nın yüksek bir platosunda yaşayan Etiyopyalılar’da ise hiç görülmediğini göstermiştir. Araştırma sonuçları, bu kişiler arasında genetik farklılıkların olduğu yönündedir. Hintliler de yüksekliğe dayanıksızdır, Hindistan’ın kuzeyindeki Hindikuş Dağları, anlam olarak Hintliyi öldüren dağlar demektir. Belki de bu yüzden tarih boyunca kendi bölgelerinde yaşayan Hintliler, hiç yarımadaları dışına çıkıp da istilacı bir davranış göstermemişlerdir.  

TEMİZ HAVA SOLUMAK HAKTIR

TWITTER

© 2017 Türk Toraks Derneği. Tüm Hakları Saklıdır