Yoksulluk ve Sağlık

Yoksulların sağlık hakları konusunda medyada çok az bilgi vardır. Hâlbuki yoksulların herkesten daha fazla sağlık hizmetine ulaşma hakları vardır. Çünkü onlar diğer bireylere göre daha sağlıksız bir hayatta var olmaya çalışırlar. Ekonomik sorunlar nedeniyle dengeli beslenemeyen, sağlıklı konutta yaşayamayan ve uygun sanitasyon imkânı bulunmayan bir kişinin hastalanması olağan değil midir? Benzer biçimde yoksulluktan etkilenen sağlık ölçütleri olarak tanımlanan düşük doğum ağırlığı, düşük rutin bağışıklama oranı, yetersiz emzirme oranı ve fiziksel-zihinsel engel görülme sıklığı doğuda ve kırsalda daha yüksektir.

Bilindiği gibi beslenme, sağlığı belirleyen temel değişkenlerden birisidir. Bireylerin besin gereksinimi ise kişinin yaşına, cinsiyetine, fiziksel aktivite durumuna ve hastalık durumuna göre değişkendir. Oysa tüm dünyada besin ihtiyacını belirleyen faktör sosyoekonomik eşitsizliktir. Gelir düzeyi düşük aileler temel besin kaynaklarını uzun halk ekmek satış kuyrukları ve akşam pazarlarından karşılarken; yüksek gelirli aileler kolaylıkla protein değeri yüksek besinlere ulaşabilmektedir. Benzer biçimde gebelikte ve erken çocukluk dönemindeki dengesiz beslenme ve demir, çinko, folik asit ve B vitamininden fakir gıda alınması nedeniyle yeterli zekâ kapasitesine ulaşamayan yoksulların bu dezavantajlı durumları, eğitim haklarının da önünde temel bir engeldir.

Öte yandan düşük gelirli ailelerin çocuklarının büyük bir bölümü çırak olarak iş hayatında aktif bir rol oynamaktadır. Daha fazla para kazanmak uğruna işgüvenliği tedbirlerinin sıklıkla ihmal edildiği bu ortamlar hastalık gelişimi için birer risk faktörüdürler. Uluslararası Çalışma Örgütü, çocukların %37’sinin kimyevi maddelerin yol açtığı tehlikelerin farkında olmadığını; çocukların %25’inin dengeli aydınlanma düzeyini, %24,8’inin normal ve yüksek gürültü düzeyini ayırt edemediğini; çalışan çocukların çoğunluğunun aile bütçesine katkıda bulunabilmek için okulu yarıda bırakan ve haftada 60–65 saat çalışan gençler olduğunu dile getirmektedir. Türkiye’de de durum dünyadan farklı değildir. Örneğin İstanbul’da pazarda çalışan çocukların sağlık durumunun araştırıldığı bir çalışmada, günde 12 saatten daha fazla pazarda çalışan çocukların %39’unun tedavi gerektiren bir sağlık sorunu olduğu saptanmıştır.

Ekonomik krizlerin sağlık alanına olan en önemli etkisi ise işsizlik ve ücret düşürülmesi biçiminde kendisini gösteren gelir azalmasıdır. Gelir düzeyinin beslenme başta olmak üzere sağlık durumunu etkileyen pek çok faktörle iç içe olduğu ve kriz dönemlerinde hem kamunun hem de bireyin sağlık harcamalarında kısıntıya gittiği bilinmektedir. Öte yandan ekonomik kriz döneminde işsizliğin, sosyal stresin, aile içi sorunların, intihar oranlarının, alkol ve tütün tüketiminin arttığı bilinmektedir. Stres ortamı ve açlık nedeniyle artan hırsızlıklar, çoğu yoksullardan oluşmak üzere cezaevindeki nüfusu da arttırmaktadır. Cezaevleri ise tüm dünyada hastalık anlamına gelmektedir.

Bilimsel çalışmalar işgüvencesi ile sağlığın oldukça yakın ilişkili olduğunu, işgüvencesiz bir çalışma hayatının kronik hastalıklar başta olmak üzere pek çok sağlık sorununa neden olduğunu göstermektedir. Bu çerçevede esnek üretimin bir yansıması olarak ani tükenme sendromu (Karoshi) dikkat çekicidir. Çalışma saatlerinin uzaması ve düzensizleşmesi, düşük gelir ve belirsizlik, çalışanlar arasındaki acımasız rekabet organizmada dayanma gücünü arttıran sempatik sistemi aktive etmekte, ancak artan adrenalin ve noradrenalin bir süre sonra kalp krizi, felç, serebral tromboz, kalp yetmezliği gibi ölümcül sağlık sorunlarına neden olmaktadır.

Son olarak Silahlanmaya ayrılan kaynakta yapılacak %1’lik bir azalmayla dünyadaki tüm çocukların okur-yazar olmaları sağlanabildiği; Avrupa ve ABD’nin parfüme harcadığı parayla dünyadaki tüm kadınların doğum ve sağlık sorunları çözülebileceği; dünyada su-sağlıklı hijyen şartları için yıllık 9 milyar dolar harcama gerekirken Avrupa’nın yıllık dondurma tüketiminin 11 milyar dolar olduğu ve dünyada herkesin temel eğitim alması için yıllık 6 milyar dolar gerekirken ABD’de kozmetiğe harcanan paranın 8 milyar dolar olduğu dikkate alındığında bu dünyanın temel sorununun eşitsizlik olduğu fark edilebilir.

Acı ama bu eşitsizlik nedeniyle yoksullara sadece hastalık, sakatlık ve ölüm düşmektedir.

TEMİZ HAVA SOLUMAK HAKTIR

TWITTER

© Türk Toraks Derneği. Tüm Hakları Saklıdır