Mesleki Akciğer Hastalıkları

Solunum sistemi 70-100 m2 alanla dışa açık en büyük sistem olduğu için çalışma ortamlarındaki solunabilir her türlü gaz, toz, kimyasal vb zararlılardan ilk ve en çok etkilenen sistemdir. Çalışma ortamlarında maruz kalınan bu zararlıların ortamdaki yoğunluğu ve maruziyet süresine bağlı olmak üzere solunum sisteminin yanıtı dakikalar, saatler, günler içinde olabilir ki bunlara akut mesleki solunum hastalıkları denir. Akut larenjit-trakeit-rinit-bronşit, astım benzeri reaksiyonlar, akut kimyasal ya da aşırı duyarlık zatürreleri bu grup hastalıkların en bilinenleridir. Ortamdaki maruziyet yoğunluğunun düşük ya da orta derecede olması ve bu maruziyetin aylar-yıllar sürmesi durumundaki hastalıklar ve belirtileri değişir. Bazen kişi işten ayrıldıktan yıllar sonra bile ortaya çıkabilir ki bunlara da kronik mesleki solunum hastalıkları denir. Bunların en sık bilinenleri de pnömokonyozlar denilen akciğerin toz hastalıklarıdır.

Akciğerin toz hastalıkları olarak bilinen pnömokonyozların kabul edilen son tanımlaması “akciğerlerde inorganik tozların birikmesi ve buna karşı gelişen iltihabi reaksiyon” şeklindedir. Bu başlık altında toplanan onlarca hastalık vardır: kömür işçisi pnömokonyozu, silikoz, asbestoz, siderozis vb. gibi.
Çalışma ortamlarındaki gaz, toz, kimyasal vb zararlıların ortama saçılmasını önleyici önlemlerin yeterince alınmadığı ülkelerde mesleki solunum hastalıkları en sık görülen meslek hastalıkları listelerinin birinci sırasını oluşturur. Başka bir sıklık ifadesi ise tanı konulan solunum hastalıklarının % 5-25’nin çalışma ortamlarındaki maruziyetlere bağlı olduğu gerçeğidir.

Pnömokonyozlar maluliyet, tazminat incelemesine tabi tutulan resmi mesleki solunum hastalıklarının yarısını oluştururlar. Pnömokoyoz yapıcı işlerde çalışanlarda toz kontrol önlemlerinin alınma durumuna göre görülme sıklıkları %1 ile %50’lere varan sıklıkta görülebilirler.
Mesleki solunum hastalıklarının genel solunum hastalıklarının belirtilerinden bir farkı yoktur. Bunlarda da en sık görülen belirtiler öksürük, balgam, nefes darlığı ve diğer bulgulardır.
Belirti ve bulguların hatta laboratuvar ve ileri film incelemelerindeki bulguların bile çoğunlukla mesleğe özgü olmaması nedeniyle burada en önemli tanı yöntemi kişinin çalışma ortamlarındaki mevcut ve eski tüm maruziyetlerinin çok iyi bir şekilde sorgulanması, kayıt altına alınmasıdır.
Tedavideki en önemli yaklaşım hastalığı yapıcı etkenden erkenden tam ya da bazı durumlarda kısmı uzaklaşmadır.

Meslek hastalıklarının önemli grubunu oluşturan pnömokonyozlara özgü spesifik bir tedavi yoktur. Tedavi yaklaşımı temel olarak kişideki mevcut klinik bulgu ve yakınmaların giderilmesine yönelik genel destek yaklaşımı şeklindedir.
Korunmada en önemli nokta tabii ki hastalık yapıcı etkenlerden uzak durmaktır. Bunun olabilmesi için çalışma ortamında hastalık yapıcı etkenlerin bilinmesi ve bunların mümkün olan en alt düzeye indirilmesinin mühendislik önlemleri ile sağlanmasıdır. Burada en önemli görev çalışma ortamlarının insan sağlığına uygunluğunu sağlaması gereken devlet yani Çalışma Bakanlığıdır.

Pnömokonyozlarda ilk adım birincil korunma diye isimlendirilen pnömokonyoz yapıcı iş yerlerinde toz’un kişinin solunum seviyesine çıkmasının önlenmesinin sağlanmasıdır. Bunun dışında maruz kalınan tozun tipi, yoğunluğuna göre ortalama 2 yılda bir akciğer grafilerinin pnömokonyozun uluslararası kriterlerine göre incelenmesi; etkilenme saptanan kişilerin erkenden maruzityetin önlenmesi, azaltılmasıdır.
Mesleki solunum hastalıklarında hastalığın işle ilgisini ortaya koymanın belki de en iyi yolu işe giriş ve iş yerlerindeki aralıklı–periyodik- muayenelerin tam ve usulüne uygun olarak yapılmasıdır. Hastalık tanısı konulduğunda da bunun gerektirdiği muayene ve tetkiklerle bu aralıklı izlem devam eder.

Pnömokonyoz hastalarında klinik ve radyolojik bulgularının ağırlık derecesine göre belirlenecek aralıklarla takibinin yapılması gerekir. Pnömokonyoz tanısı konulmuş kişilerin özellikle tüberküloz başta olmak üzere fırsatçı enfeksiyonlar, KOAH benzeri solunum yakınmaları ve bulguları, akciğerde hava kaçağı, solunum yetmezliği nedeniyle bulundukları mahaldeki bir göğüs hastalıkları merkezince yakın takipte olmaları uygundur.
Hastalık tanısı için en önemli nokta çalışma ortamlarındaki risk ve tehlikelerin tam olarak bilinmesidir. Bu nedenle herhangi bir sebeple doktora başvuran bir kişiye sorulan “ne iş yapıyorsunuz?” sorusunun “işçi, memur, esnaf, emekli vb” genel isimlerle değil de çalışma ortamlarındaki koşulların hekime tam ve açıklıkla anlatılması gerekir.

Pnömokonyoza ne kadar erken aşamada tanı konulursa akciğerlerde sertleşme, solunum yetmezliği o kadar geç olacaktır. Bu nedenle pnömokonyoz yapıcı işlerde çalışanlarda uygun toz kontrol önlemlerinin yanında usulüne uygun erken tanı konulmuş kişilerin özlük haklarında kayba yol açmadan uygun koşullarda çalışmalarının sağlanması sosyal bir zorunluluktur.

  GÜNCEL HABERLER


Tüm Duyurular

TEMİZ HAVA SOLUMAK HAKTIR

TWITTER

© 2017 Türk Toraks Derneği. Tüm Hakları Saklıdır