Hava Kirliliği ve Akciğer

Hava kirliliği dünyada ve ülkemizde önemli bir halk sağlığı sorunu oluşturmaktadır. Dünyada her yıl yaklaşık 7 milyon insan hava kirliliğinin neden olduğu sağlık sorunları ile kaybedilmektedir. Ülkemizde ise, her yıl 29000 kişinin hava kirliliği nedeniyle öldüğü tahmin edilmektedir. Bu rakam ülkemize her yıl trafik kazalarında kaybedilen insan sayısının 6-7 katıdır.

Hava kirliliği astım, kronik tıkayıcı hava yolu hastalıkları (KOAH), akciğer kanseri, tekrarlayan solunum yolu enfeksiyonları, çocuklarda akciğer gelişiminin bozulmasına, astım ve sık bronşit ataklarına neden olarak hastane başvurularında artışa neden olmaktadır. Ayrıca özellikle kalp krizi ve kalp yetmezliğine, felçlere neden olarak erken ölümlere neden olmaktadır.

Hava kirliliğine başlıca evsel ısınma için kullanılan katı yakıtlar, trafik, kömürlü termik santraller, endüstriyel kaynaklı kirlilik gibi insan faaliyetleri sonucu oluşan kirleticiler ile orman yangını, yanardağ patlaması, çöl kumları gibi doğal kaynaklı kirleticiler neden olmaktadır.

Ayrıca ev içerisinde ısınma ve yemek pişirme amaçlı kullanılan ve “katı yakıt” olarak tanımlanan, kömür, linyit, odun, tezek gibi organik maddelerin yakılması sırasında ev içerisinde kirli hava solunmaktadır.

Dünyada ve ülkemizde kömürlü termik santrallerden yayılan kirleticiler sadece santrallerin bulundukları yerlerde değil, yüzlerce kilometre mesafede bile etkilerini gösterebilecek güçte kirlenmeye neden olmaktadırlar. Özellikle kömürün yanması ile ortaya çıkan sayısız kirleticilerin arasında Parçacık Madde (PM) olarak tanımlanan kirleticiler çok önemli bir yer tutar. Çapı 2.5 mikron ve altında parçacıkları tanımlayan PM 2.5, havada uzun süre asılı kalabilmekte, rüzgar ve hava akımları ile yüzlerce kilometre mesafeye taşınabilmektedir. Solunumla akciğerlerde en küçük akciğer birimine kadar ulaşabildiği gibi, oradan dolaşıma göçebilmekte ve hayati organların damarlarında hasara neden olarak kalp krizi, felç gibi ölümle sonuçlanabilecek hastalıklara da neden olmaktadır. Parçacık madde yanında ozon, karbon monoksit, sülfürdioksit, dizel yakıtlar, nitrojen dioksit hava kirliliğinin oluşmasında önemli rol oynarlar.

Hava kirliliği ve insan sağlığı üzerine etkileri:

Hava kirliliğinden en fazla etkilenen çocuklardır. Hava kirliliği çocuklarda solunum fonksiyonlarının gelişiminin gerilemesine ve çocuklardaki en önemli kronik hastalık olan astımın oluşmasına yol açar. Hava kirliliğinin (iç ortam ve dış ortam) yoğun olduğu yerlerde büyüyen çocukların akciğer fonksiyonlarında gerileme gösterilmiştir. Ayrıca hava kirliğine maruz kalan çocuklarda solunum yolu enfeksiyonu sıklığı yüksektir.

Gebeliğin üçüncü üç aylık döneminde yüksek düzeyde PM2.5 kirliliğine maruz kalmak; otizm bozukluğu olan bir çocuğa sahip olma riski ile ilişkili bulunmuştur.

Hava kirliliğinin kalp damar hastalıkları üzerine olumsuz etki gösterdiği bilinmektedir. Damarların sertliğinin gelişiminde önemli rol oynadığı düşünülmektedir. Uzun süreli hava kirliliğine maruz kalanlarda kalp damar hastalıklarında artışa neden olmakla birlikte, pıhtı oluşumu, kalpte ritim bozukluklarına yol açar.

Hava kirliliğinin akciğer kanseri gelişiminde de önemli bir yer tuttuğu bilinmektedir ve grup 1 kanserojen olarak tanımlanmaktadır. Bir maddenin grup 1 kanserojen olarak tanımlanması, o maddenin kansere yol açtığının bilimsel olarak kanıtlanmış olduğu anlamına gelmektedir.

Hava kirliliğinin sperm kalitesini bozduğu saptanmıştır.

İç ortam hava kirliliğinin katarakta neden olduğu yapılan çalışmalarda gösterilmiştir.

Ülkemizde hava kirliliği sorunu:


Ülkemizde hava kirliliği ölçüm istasyonlarında ölçülen çeşitli kirleticiler arasında PM 2.5 ölçümleri yer almamakta, bir iki istasyon dışında yapılmamaktadır. Ölçülen kirleticilerinde eşik değerleri hem Avrupa Birliği, hem de Dünya Sağlık Örgütü eşik değerlerinin oldukça üzerinde değerlerdir. Başka bir deyişle, ülkemizde herhangi bir istasyonda ölçülen kirletici düzeyleri güvenli kabul edilirken, aynı düzeyde kirletici ölçümü, DSÖ veya Avrupa Birliği kriterlerini kabul eden başka bir ülkede sağlığa zararlı olarak kabul edilebilmektedir.

Öncelikle PM 2.5’un ölçülmesinin sağlanması ve bu konuda halkın bilgilendirilmesi önemlidir Elde olunan kısıtlı veriler bile maalesef hava kirliliğinin kaygı verici boyutlarda olduğunu göstermektedir. Ülkemizde var olan kirlilik oranlarının üzerine, yapılması planlanan 81 yeni termik santralin hava kirliliğini daha da artıracağı, çok sayıda yurttaşın hastalanmasına ve erken ölmesine neden olacağı açıktır.

Sonuç Olarak,

Temiz Hava Soluma en temel insan hakkıdır.

Kirli hava solumak insan hakkı ihlalidir ve yaşamı tehdit eder.

Hava kirliliği başta kalp ve akciğer olmak üzere birçok sistemi tutan, bu nedenle toplumda sık olarak ölümlere neden olan bu hastalıkların buzdağının altında kalan asıl nedenidir. Hekimler hastalıkları tedavi etmek kadar hastalığı ortaya çıkan nedenlerle de savaşmalıdır. Bu nedenle hava kirliliğinin önlenmesi yolunda çaba sarf etmek temel hekimlik görevidir. İnsanların hastalanmadan, sağlıklı bir çevrede, doğa ile uyumlu bir yaşam tarzı içerisinde, doktor ve ilaca başvurmasına gerek kalmadan yaşamlarını sürdürmeleri Türk Toraks Derneğinin en temel felsefesini oluşturmaktadır.

“Hayat Nefes ile Başlar” sloganı ile kendini ifade eden bir uzmanlık derneği olarak Temiz Hava solumanın en temel insan hakkı ve sağlığın olmazsa olmaz şartı olduğunu düşünen Türk Toraks Derneği, Temiz hava hakkını savunmayı, mesleki bilimsel sorumluluğu olarak görmektedir.

  GÜNCEL HABERLER


Tüm Duyurular

TEMİZ HAVA SOLUMAK HAKTIR

TWITTER

© Türk Toraks Derneği. Tüm Hakları Saklıdır