5 Haziran 2017

Türk Toraks Derneği Dünya Çevre Günü Basın Açıklaması

 Sağlıklı bir yaşam ancak sağlıklı bir çevre ile mümkündür. Sağlıklı bir çevrede yaşamak “temel bir hak” olup anayasal olarak güvence altına alınmıştır. Türkiye Cumhuriyeti anayasasının 56. maddesine göre “herkes, sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkına sahiptir.” “Çevreyi geliştirmek, çevre sağlığını korumak ve çevre kirlenmesini önlemek Devletin ve vatandaşların ödevidir.”

           İnsan eliyle oluşturulan hava, su ve toprak kirliliğinin düzelmesi milyonlarca yıl sürebilmektedir. Hava kirliliği genellikle endüstriyel kaynaklı fabrika atıkları ve fosil yakıtların kullanımı sonucu oluşmaktadır. Ülkemizde iki il hariç (Tunceli ve Artvin) diğer tüm illerde hava kirliliği (PM10) oranlarının dünya sağlık örgütünün belirlediği limitlerin üzerinde olduğu dikkate alınca sağlıklı bir çevrede yaşamadığımız ortadadır. Yapılması planlanan termik santraller yine bu kirliliği ciddi boyutlarda artıracak endişe verici gelişmelerdendir. Çalışma Bakanlığı verilerine göre su kaynakları açısından yüzey sularının %16’sı az kirlenmiş su, % 28.4’ü kirlenmiş, %38.9’u çok kirlenmiş su grubuna dahildir.

           Küresel ısınma, kutup bölgelerindeki buzulların erimesine, deniz seviyesinin yükselmesine ve ciddi iklim değişikliğine yol açmakta, aşırı yağışlara bağlı sel ve su baskınları gibi felaketlere yol açabilmektedir. Aşırı nüfus artışı, göçler, doğal kaynakların azalması yine önemli çevresel sorunlara yol açmaktadır. Nükleer atıklar, plastik atıklar, ucuz elektronik aletlerin çöpleri, biyoçeşitliliğin azalması, ormanların ve ağaçlık alanların farklı gerekçeler öne sürülerek yok edilmesi, okyanusların asidifikasyonu, ozon tabakasının delinmesi, genetik mühendisliği gibi sorunlar şimdiden sağlığımızı tehdit etmekte olup ilerleyen dönemde daha ciddi sorunlara yol açma potansiyeline sahiptir.

           Son olarak Paris İklim Konferansı kapsamında yeniden dikkat çekilen İklim değişikliği ve sera gazları konusunda ülkeler bir araya gelerek sıcaklık artışının 2 derecenin altında tutulması hedefi konusunda bir anlaşmaya vardılar. Anlaşma, sorunun geniş bir çerçevede birçok devlet tarafından farkındalığın ortaya konulması açısından önemli olmakla birlikte yakın bir gelecekte çoğu ülkenin fosil yakıt kullanımından vazgeçemeyecek olması ciddi bir handikap olarak gözükmektedir. Ülkemiz açısından soruna bakıldığı zaman ulusal katkı beyanının hızlıca güncellenmesi ve anlaşmanın yürürlüğe gireceği 2020 yılından önce en azından bütün yeni kömürlü termik santral lisanslarının iptal edilmesi veya askıya alınması düşünülmelidir.

           Ülkemizde yine son dönemde ivmesi gittikçe artan kentsel dönüşüme bağlı inşaat yıkımları silika, asbest ve diğer tozlara bağlı akciğer hastalıkları açısından başta çalışanlar açısından olmak üzere, yakın çevredekiler için risk oluşturmaktadır. Özellikle asbest içeriği olan inşaatların yıkımı, hafriyatlarının alınması, taşınması ve dökülmesi aşamasında çevreye asbest yayılımı olacağı için risk inşşat alanıyla sınırlı değildir.

           Birleşmiş Milletlerin 1972 yılında aldığı kararla Çevre Günü olarak ilan edilen bugün yetkilileri ve halkımızı çevre konusunda daha duyarlı olmaya, yapılan her işte insan sağlığını öncelemesinin gerekliliği konusunda uyarıyoruz.

Türk Toraks Derneği Çevresel ve Mesleki Akciğer Hastalıkları Çalışma Grubu

TEMİZ HAVA SOLUMAK HAKTIR

TWITTER

© 2017 Türk Toraks Derneği. Tüm Hakları Saklıdır