3 Mart 2017

Astbest gerçeği

Asbest, bazı iş kollarında ve bunun dışında ülkemizin bazı bölgelerinde toprakta da bulunan, aktoprak olarak (beyaz sıva toprağı) adlandırılan ve Anadolu'da zaman zaman sıva- boya malzemesi olarak da kullanılan lifsel bir maddedir. Nefes yoluyla alındıktan sonra iğne şeklinde akciğer ve akciğer zarına batarak uzun süreli bir iltihap ve dokuda kalıcı hasara yol açar. Asbest ısıya, sürtünmeye ve basınca dayanıklı olduğu için yüzyıllardır hep insanoğlu tarafında değişik amaçlarla kullanılmıştır. Ancak asbestin her türünde ciddi sağlık zararları olduğunun görülmesi üzerine 1990’ların sonundan itibaren yasaklanmalar; 2010’dan itibaren de ülkemiz dahil olmak üzere “resmi olarak” asbest kullanımı birkaç ülke hariç tüm dünyada yasaklanmıştır.

Asbestin solunum sistemi başta olmak üzere sağlık üzerine 2 grup etkisi vardır: kanser dışı hastalıklar ve kanserler. Astbestin yaptığı kanser dışı hastalıkların başında akciğerlerde sonuçta nasırlaşmaya ve solunum yetmezliğine giden bir pnömokonyoz olan asbestozis; akciğerlerin üzerindeki zarda kalınlaşmalar, kireçlenmeler, akciğer zarlarında su toplanmasıdır. Astbest, ayrıca akciğer ve akciğerin üzerindeki zarın kanseri (mezotelyoma) başta olmak üzere değişik organ kanserlerine de neden olur. Özellikle bu kanserlerden mezotelyoma günümüzde maalesef tam bir tedavisinin olmaması nedeniyle en ağır ve öldürücü olanıdır. Asbeste ilk maruziyet ile bu kanserlerin gelişmesi arasında geçen süre bazı kişilerde 40 yılı geçebilmektedir. Özellikle beraberinde kişi sigara da içiyorsa akciğer kanseri riski 90 kat artmaktadır. Asbest kullanımı yasaklanmış olmasına rağmen eski maruziyetlerin etkisinin önümüzdeki 30-40 yıl devam edeceği bilinmektedir. Ayrıca asbestle yapılan malzemelerin, inşaatların imha süreci de maalesef toplumda yeni maruziyetlerin olmasına dolayısıyla asbeste bağlı hastalıkların gelişmesine yol açacaktır.

Türk Toraks Derneği

TEMİZ HAVA SOLUMAK HAKTIR

TWITTER

© 2017 Türk Toraks Derneği. Tüm Hakları Saklıdır