Doğa’ ya Kulak Ver, Dünyayı Temiz Enerji İle Yenile
Yenilenebilir enerji, sürekli yenilenen ve hiç tükenmeyen doğal kaynaklar kullanılarak üretilir. Günümüzde yaygın olarak kullanılabilen yenilenebilir enerji kaynakları; hidrolik enerji, rüzgar enerjisi, güneş enerjisi, jeotermal enerji, hidrojen enerjisi ve biyokütle enerjisidir. Dünya’da tüketilen enerjinin %23,7’si (%16,6 hidroelektrik enerji, %3,7’si rüzgar enerjisi, %2 biyoenerji, %1,4 güneş enerjisi) yenilenebilir enerji kaynaklarından elde edilmektedir. Türkiye’de 2020 Eylül EMO verilerine göre enerjinin %54,2’si termik santrallerden, %18.4’ü doğalgazdan, %31,9’u hidroelektrik santrallerinden, %0,1’i güneş, %8.7’si rüzgar, %3.2’si jeotermal kaynaklardan sağlanmaktadır.
Güneş enerjisi tüm dünya ülkeleri tarafından tercih edilebilecek bir enerji türüdür. Güneş; gaz, duman, kükürt gibi zararlı maddeleri bünyesinde bulundurmamaktadır. Bu özelliği ülkelerin dışa bağımlı olmamasını ve kendi içlerinde enerji ihtiyaçlarını karşılayarak ülke ekonomisine katkı sağlamalarına olanak tanır. Güneş enerjisi petrol gibi hiçbir ulaştırma sistemine bağlı değildir. Böylece, kurulduğu bölgede dışarıdan hiçbir ek katkı yapılmadan enerji sağlayabilir. Diğer enerji kurulum sistemleriyle karşılaştırıldığında yüksek teknoloji gerektirmeyen bu enerji türü paneller yardımıyla kolayca kurularak ısı ve elektriğe dönüştürülebilir. Tükenmemesi, kolay işletilebilmesi, mekanik yıpranma olmaması, kısa kurulum süresi ve uzun yıllar kullanılabilmesi avantajlarına sahiptir. Türkiye’nin coğrafi konumu dolayısıyla Güney kesimler ve Ege bölgesinin bir kısmı güneş enerjisi bakımından büyük bir potansiyele sahiptir.
Rüzgar enerjisi; düşük yatırım maliyeti, yüksek istihdam şartları ile ekonomik açıdan önem arz etmektedir. Ülkemizin Ege ve Trakya bölgeleri rüzgar enerjisi üretimi açısından zengin imkanlara sahiptir. Gürültü etkisi, kuş ölümlerine neden olması, elektromanyetik dalga oluşturma etkileri, geliştirilen yeni tekniklerle, kurulacağı yerin kuşların göç yollarında olmaması, yerleşim yerlerinden en az 200 m uzak olması gibi uygulamalarla önlenebilmektedir.
Jeotermal enerji; özellikle Afyon, Denizli ve Çanakkale çevresinde geniş bir rezervi mevcuttur. Potansiyel olarak Dünya’da 7., Avrupa’da 1. sıradadır. Biyokütle enerjisi; bitkisel ve hayvansal kökenli tüm doğal maddelerden oluşmaktadır. %64’ü odun ve atıklarından, %24’ü kentsel atıklardan ve %5’i tarımsal atıklardan oluşmaktadır. Yandığında bazı zararlı gazların ortaya çıkması bir dezavantajdır.
Hidrolik enerji; nehirler üzerine kurulan barajlar vasıtası ile durgun sudan elde edilen enerji türüdür. Dünya’da en yaygın ve ekonomik enerji üretim türüdür. Ancak biyoçeşitliliği azaltması, toprak erozyonu yapması, akarsuların kesilmesi ve yerleşim yerlerinin yer değiştirmesi dezavantajlarına sahiptir.
Rüzgar ve Güneş enerjisinin maliyeti dünya çapında giderek azalmaktadır. Uluslararası Yenilenebilir Enerji Ajansı'nın son raporuna göre; güneş, jeotermal, biyoenerji, hidroenerji ve rüzgar enerjisi 2020 itibariyle fosil yakıtlarla aynı maliyet seviyesine, hatta daha ucuza gelmektedir. Örneğin güneş panelleri ile, yatırımcılar iş sahibi olurken, üretilen elektriği de müşteri olarak devlet satın almaktadır. Bu sayede güneş tarlası sahipleri de para kazanabilmektedir. Yenilenebilir enerji kaynakları, doğayı kirletmeyerek size, çocuklarınıza ve torunlarınıza temiz bir gelecek vaad eder.
Türkiye kendi fosil enerji kaynakları yetersiz olduğu için enerji ihtiyacını dış kaynaklardan karşılamaktadır. Elde edilecek yeni ve temiz enerji kaynaklarının kullanılabilmesi halinde dışa bağımlılık azalacak, sanayiye yönelik büyük bir artı değer oluşturacaktır. Bu da Türkiye’de sanayileşme ve büyüme sürecini hızlandıracaktır. Gelecek nesillere sağlıklı bir Dünya bırakabilmek için sürdürülebilir ve yenilenebilir enerji kaynaklarına yönelmek gerekmektedir.
Türk Toraks Derneği Çevre Sorunları ve Akciğer Sağlığı Çalışma Grubu Adına,
Dr. Merve Erçelik