Doç. Dr. Haluk Çalışır
IUATLD’ nin düzenli olarak yaptığı bölgesel toplantılardan sonuncusu 20-23 Ocak 2002 tarihleri arasında Sudan’ın başkenti Khartoum’da Sudan Chest Association ile birlikte gerçekleştirildi. Bu kongreye Türkiye’den Prof.Dr.Elif Dağlı ile birlikte katıldık. Bilindiği gibi Sayın Dağlı IUATLD’ de bilimsel program başkanlığı görevini yürütmektedir.
Kongrenin ilk günü çeşitli kurs ve workshoplarla başladı. Ben, çocuklarda Entegre Akciğer Sağlığı Programı Planlama Uygulaması ile ilgili bir postgraduate kursa katıldım. Bu kursun birkaç ilgi çekici noktası bulunmaktaydı. Bir hastalık kontrol programının planlanması ve organizasyonu ile ilgili bu kurstaki temel prensipler, tüberküloz kontrolü için önerilen Doğrudan Gözetimli Tedavi Stratejisi’nde kullanılan yönetimsel araçların bu programa adapte edilmesiydi. Kursta, Bill ve Melinda Gates tarafından desteklenen bir kontrol programından da örnek verildi. Sudan’da çocuk ölüm hızının bu programdan önce binde 254 olduğu belirtildi. Bunun anlamı, doğan her 4 çocuktan birisinin 5 yaşına erişemeden ölmesiydi. (Bu ölçüt ülkemiz için binde 50 civarındadır.) Programın başlamasından 3 ay sonra ölüm hızı yarıya düşürülmüştü. Tabii ki bu sonuçlar başlangıç için oldukça umut vericiydi. Kuşkusuz en önemli nokta, bu düşüş trendinin devamlılığının sağlanmasıdır. Bu programda vaka bulmak için kullanılan en önemli ölçüt, çocuklardaki solunum sayısıydı. Bu ölçüt, kabaca, belirli yaş gruplarında belirli sayıların üzerine çıkan solunum sayısı saptandığında tedaviye başlanılması prensibine dayanmaktadır. Ülke olanakları çok kısıtlı olduğundan, periferde çalışan sağlık elemanlarının tümünde saat olmadığı ve bazen de solunum sayısını saate bakarak saymak zor olabileceği için, UNICEF tarafından dağıtılan bir ARI(Acut Respiratory Infection) Timer kullanılmaktaydı. Kibrit kutusu büyüklüğündeki bu basit cihazın düğmesine basıldıktan 30 saniye sonra bir kez, 60 saniye sonra ise iki kez bip sesi ile uyarı yapılmaktadır. Bu arada da sağlık çalışanı çocuğun solunumunu saymakta ve bulduğu sonuca göre davranmaktadır. Bu kursun bir başka ilginç yönü ise sunum yapan aktif katılımcılardı. Mısır, Pakistan ve Sudan’da bu programları yürüten doktorlar kendi sonuçlarını sundular. Mısır ve Pakistan’dan sunum yapan doktorlar bu programların başındaki profesörlerdi. Sudan’dan sunum yapan doktor ise bir eyaletin Sağlık Bakanı idi. Bu kişinin Sağlık Bakanı olduğunu ilerleyen günler içinde öğrendik. Sunum sırasında, bakandan çok periferde çalışan bir doktor izlenimi veriyordu ve sunumlarında da çok başarılıydı.
Kongrenin ana teması tüberküloz kontrolüydü. Tüberküloz kontrolü ile ilgili olarak çok sayıda panel, konferans bulunmaktaydı. Bir bölümünü yakın komşularımızın oluşturduğu ülkeler, DOTS deneyimlerini sundular. Ülkemizden çok daha az kaynak ayırarak, çok başarılı sonuçlar elde eden ve DOTS’a yıllar önce başlayan bu ülkelerin sonuçları karşısında, bu sunuları, çok daha fazla kaynak ayırdığı halde henüz DOTS’a başlamayarak etkin tüberküloz kontrolünü uygulamaya geçirememiş ve bu konuda adeta ayak direyen bir ülkede, sayıları gittikçe artan Çok ‹laca Dirençli Tüberküloz hastalarını tedavi etmeye çalışan bir hekim olarak değişik duygular içinde izledim. Kongreye sınırlı sayıda poster kabul edilmişti ve ben de Nazilli Verem Savaş Dispanseri’nde Dr. Seren Arpaz ve arkadaşları ile birlikte yaptığımız gözetimli tedavi deneyimini içeren çalışmayı sundum. Bu arada Nepal’de tüberküloz kontrolünde oldukça başarılı sonuçları ile bir çok ulusal ve uluslararası ödül aldığını bildiğimiz Nepal Tüberküloz Kontrolu Programı Başkanı Dr. S.D.Bam çok etkileyici bir konferans verdi. Konferansın ilginç yönü, içeriği ile birlikte, Dr.Bam’ın inanmışlığı ve kararlılığını çok güzel ve başarılı bir şekilde ifade edebilmesiydi.
Kongrenin bir başka önemli konusu ise Tütün Kontrolüydü. Çok sayıda konferans, panel v.b.etkinlik yapıldı. Prof. Dr.Elif Dağlı, aktif katılımı ile ülkemizde sürdürdüğü mücadeleyi uluslarası platformda da kararlı bir şekilde sürdürdü. Bir akşam üzeri, toplantıların bitiminde Sigara Karşıtı bir miting düzenlendi. Başka bir akşam ise halka açık bir konferans yapıldı.
Kongrede yer alan diğer konular, Astma, çocukluk çağı pnomonileri, kist hidatik, göğüs cerrahisi ve tropikal hastalıklardı. Katılımcılar IUATLD’nin Ortadoğu Bölgesi ve Avrupa ülkelerinden gelmişlerdi. Kongrenin açılışında Sudan Sağlık Bakanı da bir konuşma yaptı. Ayrıca, Sağlık Bakanı davetlilere bir akşam yemeği verdi. Panellerde görevli Sudanlı bilim adamlarının yetkinliği oldukça dikkat çekiciydi.
Sudan, Mısır’ın güneyinde yer alan, çoğunluğunu Müslümanların oluşturduğu bir Afrika ülkesi. Kişi başına düşen yıllık geliri 200 doların altında. Eyalet sistemi ile yönetilmekte. Halen askeri bir hükümetin görev başında olduğu ülkenin güneyinde merkezi hükümet ile bazı gruplar arasında içsavaş sürmekte. Bu savaşta 1,9 milyon kişinin öldüğü bildirilmekte. Başkent Khartoum ülkenin ortasında yer almakta ve Nil Nehri şehri boydan boya büyüleyici bir güzellikte kat etmekte. Nil, şehirde Mavi Nil ve Beyaz Nil olarak iki ayrı kola ayrılmakta. Her iki kol arasında bir renk farkı göremesem de, görülmeye değerdi. Sudan 1829 ile 1885 yılları arasında Osmanlı egemenliği altında kalmış. Khartoum’ da Halife Camii diye adlandırılan bir yapı bulunmakta. Yazılı bir rehber bulunmaması nedeniyle fazla bir bilgi edinemedim, ancak kısıtlı sayıda insandan edindiğim bilgilere göre caminin tarihi Osmanlı dönemine kadar uzanıyor. Diğer bir ilginç nokta ise Sudan yemeklerinin bizimkilere çok benzemesiydi. Kuzu çevirmesi en başta gelen yemekleri. Bizdeki kadayıfa onlar künefe diyorlar, ama bu tatlının içinde peynir bulunmuyor. Ülkede Arapça konuşuluyor. Bir akşam yemek sırasında otantik müziklerini dinleme şansına kavuştuk. Ülkede bir çok konuda Arap kültürü egemen olmasına karşın, müziklerinde ritmik Kara Afrika etkisi çok belirgin. Müziklerinde Arap etkisinin olmaması özellikle diğer Arap ülkelerinden gelen katılımcılara çok ilginç geldi. Ayrıca Khartoum’ un 3 saat kuzeyinde yer alan antik Marea kenti ve yakınlarındaki piramit diye adlandırılan kral mezarları oldukça ilginçti.