1980 yılında 12 Eylül askeri ihtilalinin devletin temel kuruluşlarını temelden sarstığını hepimiz biliyoruz. Bundan nasibini almış üniversitelerin de her yönden büyük bir yıkıma uğradığı besbelliydi. Benim gibi dışarıdan gelenler bunu çok daha net görüyordu. Kimse kısa sürede eğitim kuruluşlarının bu kadar ağır yıkıma uğrayacağını tahmin edemezdi. Sanki gizli bir güç herşeyi alt üst etmiş, öğretim üyeleri vurdum duymaz olmuş, herkes kişisel uğraşı içinde ve kötü gidişle ilgilenmiyor, karışmıyor, suskun ve karamsar olmuştu.
Göğüs hastalıklarıyla ilgilenen dernekler de genel yıkımdan kendi payını almış, bilimsel ve sosyal etkinlikleri azaltmıştı. Asistanlık yıllarımın geçtiği 60'lardaki aktivite gitmiş, yerine tamamen atıl, işlevini yitirmiş kuruluşlar gelmişti. Oysa ki benim asistanlık devremdeki ulusal kongreler büyük ses getirirdi. Liderlik konumunda bulunan, Tevfik Sağlam, Nusret Karasu, Hamdi Açan, Cahit Başkök ve diğerlerinin üniversiteyi ve ülkeyi idare edenler üzerinde büyük yaptırım güçleri vardı. Kongrenin açılışına, devlet başkanları, bakanlar, mahalli idareciler gelmek zorundaydı. İşte bu şartlar altında, Türkiye'mizde, batının saygı ile andığı, tüberküloz mücadelesi yapılmıştır.
Bizim için Ali Kocabaş ve arkadaşlarının Çukurova Üniversitesinde düzenlediği tüberküloz konulu, çok çok başarılı geçen bilimsel toplantı, ilerisi için bir ışıktı. Göğüs hastalıkları derneklerinin taze kana gereksinimi vardı. Ülkemizde tıp fakülteleri plansız bir şekilde çoğalmaya başlamış, fabrika gibi eksik bilgili doktorlar yetiştirilmiş, uzmanlık veren kuruluşların sayısı artmış ve her türlü bilimsel kontrolden çıkmıştı. Bizler bu potansiyel gücün yukarıyı zorlamaya başladığını görerek, hareket etmek zorunda kaldık. Mevcut derneklere yeni bir ivme kazandırmak için tek merkezde toplanmak akla en uygun olandı. Ne yazık ki bu dernekler; bizim misyonumuz ayrı diyerek, olumlu yaklaşımda bulunmadılar. Yeni bir örgüt kurmaktan başka şansımız yoktu. Bunun için aynı çizgide olan gençlerin enerjisinden, yaşlıların da deneyimlerinden yararlanmak gerekiyordu. Yanlış anlaşılmasın, genç deyince hırsı bilgisinden ileride olanları; yaşlı deyince de ulusal alanda iz bırakmamış, yanına kolay kolay yanaşılamayan kişileri kasdetmiyorum. Bizim ağzımızdan eksik etmediğimiz batılılaşalım fikrinin arkasında yürüyen, çalışkan, işini iyi yapan, astlarına sevgi ile üstlerine ise saygı ile yaklaşan, ülke sorunlarını iyi bilen kişilerle birlikte yola çıkmak ana ilkemizdi.
Toraks Derneği'nin kuruluşu kolay olmadı. Tepkiler genellikle duygusal nitelikteydi. Ne yani ayaklar baş; başlar ayak mı olacak İzzet de onlara alet oluyor şeklindeydi.
Toraks Derneği yapılanmasını European Respiratory Society'den esinlenerek gerçekleştirmiştir. Ana amaçları, yurt dışındaki kardeş derneklerle bağlantı kurarak sesini duyurmak, ülkenin önemli sağlık sorunlarına el atmak ve kurslar, bilimsel toplantılarla mezuniyet sonu eğitiminde katkıda bulunmak şeklinde özetlenebilir. Dernek ilk iş olarak European Respiratory Society ve ona bağlı bir kuruluş olan European School of Respiratory Medicine ve International Union Against Tuberculosis and Lung Disease ile ilişki kurmuş ve eğitim için onlardan yardım görmüştür. Bunlardan ayrılarak üyelerin kişisel özverileri ile Avrupa ve Kuzey Amerika'daki üniversitelerden ve International Development Research Center gibi kuruluşların katkılarıyla, epidemiyoloji, mekanik ventilasyon, meslek hastalıklarında bronkoalveolar lavaj, obstruktif sleep apne, ILO sınıflandırmasına göre akciğer filmi değerlendirmesi, çocuk astmasının, tedavisi konularında kurslar tertip etmiştir. Ayrıca başta Sir John Crofton ve Richard Peto gibi tüberküloz ve sigara hakkında, dünyada söz sahibi ve saygın bilim adamlarının ülkemize gelerek konferans vermeleri sağlanmıştır.
Dernek, ülke içinde birçok şehirlerde, pratisyen ve uzman hekimler için lokal bilimsel aktivitelerde bulunarak kendi çapında mezuniyet sonu eğitime yardımcı olmuştur. Bundan başka dernek şubeleri bulundukları bölgelerde aylık bilimsel toplantılar yaparak sosyal ve bilimsel dayanışma ortamı yaratmıştır.
Yapılması gereken önemli işlerden birisi de son senelerde göğüs hastalıklarının, enfeksiyon, onkoloji, halk sağlığı ve yoğun bakım gibi yeni ihtisas kolları tarafından budanmasını önlemektir. Tüberküloz ve pnömoni gibi akciğer enfeksiyon hastalıklarının, akciğer kanseri, meslek hastalıkları ve acil sorunların başka ünitelerin içine girmesini önlemek için üyelerimizi hem bilinçlendirip hem de eğiterek bir derece başarılı olduk. Toraks Derneği'nin yapamadığı işlerden birisi dergi çıkarmaktır. Hepimizin bildiği gibi, Türkiye'de 100'ün üstünde tıpla ilgili dergi yayınlanmaktadır. Bunların çoğu, her gönderilen yazıyı kabul eden, bilimsel değeri ve saygınlığı olmadığı için uluslararası alanda yeri olmayan yayınlardır. Bunların sayısını iyice azaltmak, dergide hakemlik müessesesini işler hale sokmak ve dolayısıyla kaliteyi yükseltmek gerekiyor. Bunun için insan ve parasal güce gereksinim vardır. Yeni kurulan bir derneğin bu yükü kaldırması mümkün değildir. İleriki yıllarda, bizden sonra yönetime gelen arkadaşlar tarafından gerçekleştirilir diye düşündük.
Toraks Derneği'nin ülkenin en önemli sağlık sorunları olan, tüberküloz ve sigara alışkanlığı için yeniden yapılanma ve yasa çıkarma yönünde üstüne düşeni tam olarak yaptığı söylenemez. Zaman zaman medya kanalıyla sesini duyurabilmiş fakat ne yazık ki siyasi otorite üzerinde etkili olamamıştır.
Derneğin işlerlik kazanması için önemli noktaları belirtmek istiyorum.Toraks Derneği'nin başarılı olabilmesi için yalnız yöneticilerin değil, her üyenin üstine düşen görevi yapması gerekiyor. Bilinmelidir ki yukarıda sayılan aktiviteler sekreterlikten, posta işlemlerine kadar sadece bir elin parmaklarından az sayıda kişiler tarafından gerçekleştirilmiştir. Duygusal davranışlardan sıkıntılarımız oldu. Bunlardan mümkün olduğu kadar kaçınalım. Birbirimizi kırmayalım. Tenkitlerimizin yapıcı olmasına dikkat edelim, yönetimi bezdirmeyelim. Üye sayısına güvenip bölgecilik, ayrımcılık yapmayalım. Herkes elindeki taşı başka kuyuya atmasın. Bir kuyuda birleşelim. Atacağımız adımlarda, yönetim kuruluna danışalım. Çok başlı olmaktan arınalım.
Toraks Derneği'ne başarılar ve mutlu yarınlar dilerim.
Prof. Dr. Y. İzzettin Barış
Toraks Derneği Başkanı