Bugün :
   Son güncelleme tarihi: 08.01.2004      
Turkish Respiratory Journal
Toraks Dergisi
Toraks Kitapları
Toraks Bülten
 
Ana Sayfa  Dernek Yayınları  Toraks Bülteni Toraks Bülten Ekim 2001 
 Serbest Kürsü
SERBEST KÜRSÜ

Göğüs Hastalıkları uzmanı veya araştırma görevlisi olarak her gün bir çok mesleki konuda sorunlar yaşıyoruz, tartışıyoruz. Ancak tartışmalarımız, fikirlerimiz hep sözde kalıyor. Halbuki söz uçar gider, yazı kalır. Bu sütunda sizlerle çeşitli konularda geleceğe ışık tutacak tartışmalar yapmak istiyoruz. Sizleri burada görmek için hemen aklımıza gelen bir kaç başlığı yazalım;

  1. Tıbbi kongreler ile ilgili ne düşünüyorsunuz?
  2. Akademik yükseltmeler konusu nasıl olmalıdır? Doçentlik sınavları yeterli midir? Herkez doçent olabilmeli midir?
  3. Makale yazılırken isim sıralaması nasıl olmalıdır? Hangi makaleler değerlidir? Yurtdışı kongre bildirilerinin önemi var mıdır?
  4. Doktorların ilaç firmaları ile ilişkileri nasıl olmalıdır? Bu konuda kanunlar var mıdır? Her konuda illa kanun mu gerekiyor?
  5. Sigara bırakma tedavisinde kullanılan ilaçları sosyal güvenlik kuruluşları mı, kişinin kendisi mi ödemelidir? Antisigara kampanyalar nasıl olmalıdır?
  6. Ötenaziye nasıl bakıyorsunuz?
  7. Mekanik ventilasyondan ayırmada etik sorunlar
  8. Neden günümüzde tüberküloz ile ilgili ulusal bir programı tam olarak uygulayamıyoruz? BCG aşısı, profilaksi, epidemiyoloji gibi konular neden hala tartışılıyor? MDR tüberkülozda ne gibi tedbirler alınmalı?
  9. Her akciğer kanseri illaki milyarlarca lira maliyetle tedavi edilmeli midir? Bu konu aileyle nasıl konuşulmalı?
  10. Her hastaya hastalığı söylenmeli midir? Ya aileler?
  11. Asistanlık eğitimi nasıl olmalı? Uzmanlık tezlerinin orijinalliği nasıl elde edilebilir? Uzmanlık üzerine bazı konularda (onkoloji, epidemiyoloji, immünoloji vs) "Doktora eğitimi" önemli midir?
  12. Göğüs Hastalıkları Branşının kaç tane üst uzmanlık konusu olmalıdır?
  13. Penisilin, tetrasiklin veya kloramfenikol gibi ucuz antibiotikleri neden artık daha az kullanıyoruz? İyi antibiotik pahallı olmak zorunda mıdır? (Aynı konu diğer tedaviler için de geçerlidir) Yoksa bu direnç konusu biraz abartılıyor mu? Antibiotik tedavilerinde %89 ile %95 başarı arasında gerçekten önemli bir fark var mıdır?
  14. Acaba halkımız gerçekten inhaler tipi ilaçları usulüne uygun kullanabiliyor mu? Yoksa bazıları için tedavi sürüncemede mi kalıyor?
  15. Ya alternatif tedavi metodları için ne düşünüyorsunuz? Bunları görmezden mi gelelim, red mi edelim? Astmalılar bıldırcın yumurtası içmesin mi? Kanserliler zakkum veya ısırgan otu tedavisi almasın mı?
  16. Devlet ve SSK hastanelerinde çalışan Göğüs hastalıkları uzmanlarının sorunları nelerdir?
  17. Verem Savaş Derneği Dispanserlerindeki uzman arkadaşlarımız ne yapıyor? Şimdi sıra sizde, bize her konuda fikirlerinizi gönderin yayınlayalım.

YENİ BİNYILDA BİLİMSEL ETİK

Sayın Editör,

Sizlere uzunca bir süredir zihinlerimizi kurcalayan ancak pek dile getirilmeyen veya sürekli olarak geçiştirdiğimiz bir konuyu açmak istiyorum.

Bilimsel etik!
Öncelikle ulusal boyutta, zaman zaman da uluslararası boyutta tanık olduğum(uz) bazı olaylar bilimsel (!) alanda her zaman etik kurallara uyulmadığını göstermektedir. Farklı dergilerde çok kısa aralıklarla birbiri ardına yayınlanan iki (2) ayrı makale üzerine kişisel anlamda rahatsızlık verici bu durumu gündeme getirmek ve bu konudaki görüşleri almak, belki de interaktif bir tartışma başlatmak gerekir diye düşünüyorum.

Kuruluş aşamasında tek başıma tüm görevleri yüklendiğim, daha sonraları bana katılan diğer uzmanlarla birlikte çalışarak Anabilim dalı başkanlığını da yürüttüğüm kurumdan ayrıldıktan sonra halen ‘serbest hekim’ lik yapmaktayım. Bu süreç zarfında doğal olarak gerek poliklinikte gerekse yatarak pek çok hasta takip edilmiş, bunun sonucu olarak çeşitli ilginç vakalarla karşılaşılmış, aynı zamanda akademik yaşamın gerektirdiği retrospektif ve prospektif bazı araştırmalar yapılmıştır. Bilimsel çalışmalarımı(zı)n bir kısmı öncelikle kongrelerde bildiri olarak sunulmuş, arkasından da makale olarak dergilerde yayınlanmak üzere metin haline getirilmiş ve/veya getirilmesi planlanmıştır.

Dolayısıyla gerek hali hazırdaki yazıların gerekse bildiri halindeki çalışmaların vb. metin haline getirildikten sonra makale şeklinde yayınlanması bilindiği üzere uzunca bir zamanı gerektirmektedir. Ancak kısa bir süre önce örneklerine rastlanan ‘etik kuralların ihlali’ nin ortaya çıkardığı bir gerçek var ki o da bilimsel çalışmanın yapıldığı kurumdan ayrılan araştırmacının tüm haklarının kolaylıkla göz ardı edilebileceği hatta çiğnenebileceğidir! Biraz zihnimizi zorlayacak olursak benzer davranışlara maruz kalanlarımızın sayısı hiç de az değildir. Öyleyse bilimsel aktivitelerde yer alan ve hatta bizzat planlayıp gerçekleştiren, sonuçlarını yorumlayıp değerlendiren kişilerin şu veya bu nedenle o kurumdan ayrıldıktan sonra yapılan bu bilimsel çalışmalarda hakları var mıdır?

Cevap evetse bunun sınırları nedir, nereye kadardır?

Aksi durumda sorumluluk kime aittir? Çalışmanın yapıldığı kuruma mı, çalışmada adları geçen yazarlara mı, çalışmanın yayınlandığı dergilerin editörlerine mi? Yoksa şimdiye kadar olduğu gibi ortada ne bir sorumluluk -daha doğrusu bir sorumsuzluk- ne de sorumlu bulunamayacak mıdır?

Bu yazının çıkış noktasını oluşturan konuyla ilgili olarak her iki makalede de adı geçen kurumun dekanlığından gelen cevabi yazıda "fakülte öğretim elemanlarının, bağımsız yayın organlarında yayımlanan bilimsel yazılarına ilişkin yasal ve etik sorumlulukların bireysel olması nedeniyle değerlendirme yapılmadığı" belirtilmiştir. Görülüyor ki teorideki bilimsel ahlak kurallarının pratik açıdan geçerliliği olmadığı gibi, yasal açıdan da bir sorun teşkil etmediği?

Cevap hayırsa bunun doğrusu nedir, nereye kadardır?

Benzer sorunlara dünyada da rastlanmakta ve yavaş yavaş konu çeşitli platformlarda dile getirilmektedir. Geçtiğimiz yıl içinde ülkemizin köklü bir üniversitesinin iki ayrı bölümünde uluslararası etik kuralların ihlali sonucu bazı nahoş durumlar ortaya çıkmış ve konu ile ilgili hemen bir soruşturma açılmıştır. Sonuçları hakkında tam bir bilgim olmamakla beraber böylesine ciddi bir yaklaşımın –belki de ilk defa- olduğu da ortadadır. Dolayısıyla bu konuda bir yaptırım olmalı mıdır yoksa ‘bu ne ilk ne de son’ denip bir kez daha unutulmalı mıdır?

Önümüzde uzunca bir binyıl var! ortadadır. Ancak böyle mi olmalıdır Öyleyse geride bıraktığımız binli yıllardaki yanlışlara son verip, en azından bilimsel açıdan yeni bir dönemin açılmasını sağlamak daha iyi olmaz mı dersiniz?

Doç. Dr. A.Füsun Kalpaklıoğlu


TORAKS DERNEĞİ GENEL MERKEZİ:
Turan Güneş Bulvarı, Koyunlu Sitesi No: 175/19 Oran- Ankara
Tel: 0312. 490 40 50 Faks: 0312. 490 41 42 e-mail: toraks@toraks.org.tr