Tıbbi yanlış uygulama, hasta hakları konusunda
önemli bir sorundur. Ancak tıbbi yanlış
uygulama ve bu sorunun giderilmesi ilgili yasa
taslağında belirtilen konular ve tanımlar gözden
geçirildiğinde olayın sadece hekim
sorumluluğunda gelişen bir problem olduğu ve
bunun da çözümünün sadece bu meslek
grubunun sorumlulukları artırılarak
giderilebileceği savına dayandırılmaktadır.
Göze çarpan bir diğer önemli konu, bu sorunun
tıbbi yanlış uygulama sigortacılığı ile
desteklenmesiyle daha kolay çözüleceği
imajının yaratılmasıdır.
Tıbbı yanlış uygulama konusunda olayın soyut
bir şekilde ele alınıp hekim sorumluluıu
düzeyine indirilmesi; diğer sağlık sorunları ve
sağlık alt yapısı mükemmelmiş gibi bir
davranışla olaya yaklaşılması ise bir başka ciddi
eksikliktir.
Diğer taraftan yasanın mevcut yasalar
çerçevesinde tıbbı yanlış uygulamayı önlemeye
yönelik ve sorumlulukları tanımlayan hükümler
varken böyle bir yasanın gerekliliği de ayrı bir
tartışma konusudur.
Aşağıda sıralanan sorunlar giderilmedikçe tek
başına hekimlerin üzerine çeşitli sorumluluklar
ve görevler yüklenerek olayın çözümü olanaklı
gözükmemektedir.
Sorunlar;
1. Sağlık Bakanlığı ve SSK Eğitim ve Hizmet
Hastanelerinde, polikliniklere baş vuran hasta
sayısının sınırlandırılamaması, bir hekime
düşen hasta sayısının çokluğu nedeniyle, bir
hasta 3-5 dakika gibi bir sürede bakılacak
olması; belirtilen sürenin hastanın muayene
için hazırlanırken geçtiği göz önüne alınırsa, bu
koşullarda verilen hekimlik hizmetinden
beklenen kalitenin elde edilmesi olanaklı
değildir. Kişinin durmaksızın ve hiç bir
ihtiyacını gidermeksizin hasta muayene etmesi
koşulunda bu sürenin ayrılması olanaklı
olacaktır.Aynı süre içinde hekimden kayıt
tutulması beklenilmektedir.
2. SSK Hastanelerinde poliklinik hizmetlerinde
hasta kaydı dahi yoktur. Poliklinik hasta
kayıtlarının tutulması ve saklanması gibi bir
işlem olmadığı söz konusuyken, çok iyi
koşulda hizmet üretmek olanaksızdır. Bu
şekilde üretilebilen bir hizmette oluşacak
olumsuz koşulları, hekim sorumluluğuna
yüklenilmesi, mantıklı görünmemektedir.
3. Diğer bir alt yapı sorunu ise hastalığın
tanısında ve tedavisinde yol gösterici olacak
tanısal tetkiklerin elde edilmesindeki güçlükler
ve boşa kaybedilen zaman gözönüne
alındığında, hastalara ampirik tedavi
verilmesinden ve tanı konulmasında
gecikmelerden doğacak olumsuz sonuçlardan,
hekimin sorumlu tutulması mı, yoksa bu
olumsuz koşulların oluşmasında büyük katkısı
olan üst yönetimlerin sorumlu olacağı yeniden
değerlendirilmelidir.
4. Ülke sathında hekim eğitiminde standart
yokken, her fakülte farklı eğitim protokolleri ile
doktor yetiştirirken,büyük hastanelere sahip iyi
teçhiz edilmiş fakültelerde eğitim kalitesi
yüksekken, çoğunluğu 30 – 80 yataklı hastanelerde
hizmet üreten, yetersiz öğretim kadrosu
ile yetiştirilen fakültelerde öğrenim gören, bilgi
ve beceri düzeyleri farklı hekimlerin hastaya
standart yaklaşım vereceğini varsaymak yasa
taslağının ayrı bir açmazıdır.
5. Birçok hastanede acil servis yapılanmasının
eksik olduğu ve transport için ambulans
bulunamadığı; varolanlarında teçhizatının
yetersiz olduğu ortamda, yine hastaya standart
tedavi verilip, uygun transportunun sağlanması
olanaklı değildir, ayrıca bunun sorumlusu da
hekim olamaz.
6. Hastaya hastalığı ile bilginin söylenmesi ve
bunun hastadan başka birine söylerken hastanın
izin esası öne sürülürken, Türkiye gerçeği
gözardı edilmekte olup; hastaya hiçbir zaman
hastalığı ile ilgili bilgi verilmeyip, ağır ve
malign hastalıklarda öncelikle hasta yakınları
bilgilendirilmektedir. Bu sorunun, nasıl bir
yöntemle düzeltileceği, düzeltme sürecinde
oluşacak kaostan hekim mi ve ikinci kişiler
sorumlu tutulacak?
7. Uzmanlık tıp eğitimi ve uygulamaları
konusunda bile bir standart yaklaşımın
olmadığı ülkede, bu problemlerin çözümü;
standart yaklaşımların eğitim ve pratiğinin
hekim kitlesine ulaştırılması hangi yöntemle
yapılacaktır.
8. Hastanın, uygulanan tedaviye bağlı gelişecek
sorunun yetersiz tedaviden mi ve
komplikasyon mı olduğunun ayırımını nasıl
yapacağı, bunları ayırt etme becerisi olmadan
insanların bu yasayı gereksiz yere
kullanmasının önüne nasıl geçileceği açık
değildir.
9. Hekimlerin zamana karşı hizmet üretmeleri
göz önüne alındığında, buna ek bir mesai
olarak, mahkeme kapılarında gereksiz davalarla
işgücü kayıpları nasıl önlenecektir.
10. Doğru tanının konulmasında (ölüm
durumunda) esas olan otopsilerin rutin olarak
yapılmadığı, kimi ölüm nedeni tanılarının fizik
muayene, dışsal değerlendirme ile olduğu
hatırlanırsa, yargılamaya esas teşkil edecek
doğru tanının nasıl konulmak istendiği açık
değildir.
11. Türk Tabibler Birliği ve Uzmanlık
dernekleri temsilcilerinin, kendi kurulları
tarafından seçilerek gelmesi uygun olacaktır.
12. Yasanın girişinde tüm sağlık çalışanları
yasa kapsamında gibi sunulurken, yasa
içeriğinin sadece hekim mal praktisi üzerine
temellendirilmesi ilginçtir.
13. Yasa taslağının içeriğinin, ülkemiz güncel
durumunu yansıtmadığı, daha çok bir başka
kaynaktan değiştirilirek, tercüme edildiği
düşüncesini çağrıştırmaktadır.
Sonuç olarak yukarda sözü edilen altyapı
eksiklikleri giderilmeden, hastaların sağlık
eğitimi ve sağlığa bakışları değiştirilmeden,
hekim eğitimi, uzmanlık eğitiminde ortak
standartlar oluşturulmadan, bu yasanın
çıkarılmasının, ülkedeki sağlık sorunlarını daha
da derinleştireceği konusunda ortak kanaata
varılmış olup; yasanın olumsuzluklarının
giderilmesi sağlandığı tarihden itibaren ele
alınması uygun olacaktır.