Bugün :
   Son güncelleme tarihi: 08.01.2004      
Turkish Respiratory Journal
Toraks Dergisi
Toraks Kitapları
Toraks Bülten
 
Ana Sayfa  Dernek Yayınları  Toraks Bülteni Toraks Bülten Ekim 2001 
 Görüşler
TIBBI YANLIŞ UYGULAMA (TIBBI MALPRAKTİS) YASA TASLAĞI İLE İLGİLİ GÖRÜŞLER

Tıbbi yanlış uygulama, hasta hakları konusunda önemli bir sorundur. Ancak tıbbi yanlış uygulama ve bu sorunun giderilmesi ilgili yasa taslağında belirtilen konular ve tanımlar gözden geçirildiğinde olayın sadece hekim sorumluluğunda gelişen bir problem olduğu ve bunun da çözümünün sadece bu meslek grubunun sorumlulukları artırılarak giderilebileceği savına dayandırılmaktadır. Göze çarpan bir diğer önemli konu, bu sorunun tıbbi yanlış uygulama sigortacılığı ile desteklenmesiyle daha kolay çözüleceği imajının yaratılmasıdır.

Tıbbı yanlış uygulama konusunda olayın soyut bir şekilde ele alınıp hekim sorumluluıu düzeyine indirilmesi; diğer sağlık sorunları ve sağlık alt yapısı mükemmelmiş gibi bir davranışla olaya yaklaşılması ise bir başka ciddi eksikliktir.

Diğer taraftan yasanın mevcut yasalar çerçevesinde tıbbı yanlış uygulamayı önlemeye yönelik ve sorumlulukları tanımlayan hükümler varken böyle bir yasanın gerekliliği de ayrı bir tartışma konusudur.

Aşağıda sıralanan sorunlar giderilmedikçe tek başına hekimlerin üzerine çeşitli sorumluluklar ve görevler yüklenerek olayın çözümü olanaklı gözükmemektedir.

Sorunlar;

1. Sağlık Bakanlığı ve SSK Eğitim ve Hizmet Hastanelerinde, polikliniklere baş vuran hasta sayısının sınırlandırılamaması, bir hekime düşen hasta sayısının çokluğu nedeniyle, bir hasta 3-5 dakika gibi bir sürede bakılacak olması; belirtilen sürenin hastanın muayene için hazırlanırken geçtiği göz önüne alınırsa, bu koşullarda verilen hekimlik hizmetinden beklenen kalitenin elde edilmesi olanaklı değildir. Kişinin durmaksızın ve hiç bir ihtiyacını gidermeksizin hasta muayene etmesi koşulunda bu sürenin ayrılması olanaklı olacaktır.Aynı süre içinde hekimden kayıt tutulması beklenilmektedir.

2. SSK Hastanelerinde poliklinik hizmetlerinde hasta kaydı dahi yoktur. Poliklinik hasta kayıtlarının tutulması ve saklanması gibi bir işlem olmadığı söz konusuyken, çok iyi koşulda hizmet üretmek olanaksızdır. Bu şekilde üretilebilen bir hizmette oluşacak olumsuz koşulları, hekim sorumluluğuna yüklenilmesi, mantıklı görünmemektedir.

3. Diğer bir alt yapı sorunu ise hastalığın tanısında ve tedavisinde yol gösterici olacak tanısal tetkiklerin elde edilmesindeki güçlükler ve boşa kaybedilen zaman gözönüne alındığında, hastalara ampirik tedavi verilmesinden ve tanı konulmasında gecikmelerden doğacak olumsuz sonuçlardan, hekimin sorumlu tutulması mı, yoksa bu olumsuz koşulların oluşmasında büyük katkısı olan üst yönetimlerin sorumlu olacağı yeniden değerlendirilmelidir.

4. Ülke sathında hekim eğitiminde standart yokken, her fakülte farklı eğitim protokolleri ile doktor yetiştirirken,büyük hastanelere sahip iyi teçhiz edilmiş fakültelerde eğitim kalitesi yüksekken, çoğunluğu 30 – 80 yataklı hastanelerde hizmet üreten, yetersiz öğretim kadrosu ile yetiştirilen fakültelerde öğrenim gören, bilgi ve beceri düzeyleri farklı hekimlerin hastaya standart yaklaşım vereceğini varsaymak yasa taslağının ayrı bir açmazıdır.

5. Birçok hastanede acil servis yapılanmasının eksik olduğu ve transport için ambulans bulunamadığı; varolanlarında teçhizatının yetersiz olduğu ortamda, yine hastaya standart tedavi verilip, uygun transportunun sağlanması olanaklı değildir, ayrıca bunun sorumlusu da hekim olamaz.

6. Hastaya hastalığı ile bilginin söylenmesi ve bunun hastadan başka birine söylerken hastanın izin esası öne sürülürken, Türkiye gerçeği gözardı edilmekte olup; hastaya hiçbir zaman hastalığı ile ilgili bilgi verilmeyip, ağır ve malign hastalıklarda öncelikle hasta yakınları bilgilendirilmektedir. Bu sorunun, nasıl bir yöntemle düzeltileceği, düzeltme sürecinde oluşacak kaostan hekim mi ve ikinci kişiler sorumlu tutulacak?

7. Uzmanlık tıp eğitimi ve uygulamaları konusunda bile bir standart yaklaşımın olmadığı ülkede, bu problemlerin çözümü; standart yaklaşımların eğitim ve pratiğinin hekim kitlesine ulaştırılması hangi yöntemle yapılacaktır.

8. Hastanın, uygulanan tedaviye bağlı gelişecek sorunun yetersiz tedaviden mi ve komplikasyon mı olduğunun ayırımını nasıl yapacağı, bunları ayırt etme becerisi olmadan insanların bu yasayı gereksiz yere kullanmasının önüne nasıl geçileceği açık değildir.

9. Hekimlerin zamana karşı hizmet üretmeleri göz önüne alındığında, buna ek bir mesai olarak, mahkeme kapılarında gereksiz davalarla işgücü kayıpları nasıl önlenecektir. 10. Doğru tanının konulmasında (ölüm durumunda) esas olan otopsilerin rutin olarak yapılmadığı, kimi ölüm nedeni tanılarının fizik muayene, dışsal değerlendirme ile olduğu hatırlanırsa, yargılamaya esas teşkil edecek doğru tanının nasıl konulmak istendiği açık değildir.

11. Türk Tabibler Birliği ve Uzmanlık dernekleri temsilcilerinin, kendi kurulları tarafından seçilerek gelmesi uygun olacaktır. 12. Yasanın girişinde tüm sağlık çalışanları yasa kapsamında gibi sunulurken, yasa içeriğinin sadece hekim mal praktisi üzerine temellendirilmesi ilginçtir.

13. Yasa taslağının içeriğinin, ülkemiz güncel durumunu yansıtmadığı, daha çok bir başka kaynaktan değiştirilirek, tercüme edildiği düşüncesini çağrıştırmaktadır.

Sonuç olarak yukarda sözü edilen altyapı eksiklikleri giderilmeden, hastaların sağlık eğitimi ve sağlığa bakışları değiştirilmeden, hekim eğitimi, uzmanlık eğitiminde ortak standartlar oluşturulmadan, bu yasanın çıkarılmasının, ülkedeki sağlık sorunlarını daha da derinleştireceği konusunda ortak kanaata varılmış olup; yasanın olumsuzluklarının giderilmesi sağlandığı tarihden itibaren ele alınması uygun olacaktır.


TORAKS DERNEĞİ GENEL MERKEZİ:
Turan Güneş Bulvarı, Koyunlu Sitesi No: 175/19 Oran- Ankara
Tel: 0312. 490 40 50 Faks: 0312. 490 41 42 e-mail: toraks@toraks.org.tr