Bugün :
   Son güncelleme tarihi: 08.01.2004      
Turkish Respiratory Journal
Toraks Dergisi
Toraks Kitapları
Toraks Bülten
 
Ana Sayfa  Dernek Yayınları  Toraks Bülteni Toraks Bülten Ekim 2001 
 Görüşler
GÖĞÜS HASTALIKLARI HEKİMLİK UYGULAMASINDA HATALAR (MALPRACTICE)

Doç. Dr. Arzu Mirici

Hekim hataları, özellikle ülkemizde çok az gündeme gelmektedir. Ne yazık ki bu durum ülkemizde çok az hekim hatası yapılmasından kaynaklanmamaktadır. Hekimlik uygulamasında yapılan bir hatanın gündeme gelebilmesi yasal otoriteye başvurulması ve/veya hastanın yaşamını kaybetmesi halinde söz konusu olmaktadır. Bütün bunlara işbilir (!) bir gazetecinin ilgi alanına girmiş olmayı da eklemek şart. Ancak bu son durumda konu kamuoyunun kısa süreli ilgisini çekse bile, sorunlardan yakınan bizlerin istediği çözüm arayışları sağlanamaz. Tıpta ya da başka bir meslek dalında uzman olmak önceleri bilginin ışığında uygulamalar yapmayı sağlarken, sonraları bu uygulamayı denetleyebilmeyi ve gerekirse düzeltmeyi gerektirir. Bu,deyim yerindeyse; olgunluk süreci işlevlerinin yerine getirilebilmesi yetki ve çözüm olanaklarıyla olasıdır.

Kanımca bir uzmanlık alanında; uygulama hatalarının saptanması, olası nedenlerin araştırılması ve çözüm yollarının araştırılması/oluşturulmasını da uzmanlık örgütlerinin işlevleri arasında yer almalıdır. Üstelik ülkemizde hekimlik uygulamalarının gerçek anlamda henüz bir denetleyicisi yokken bu görevin önemi artmaktadır. SSK ve Emekli Sandığı’nın kimi uygulamaları denetlediği bilinmekte ise de; bunlar genellikle kurumun yaptığı ödemelerle ilişkilidir. Yoksa hastaların doğru sağlık yardımı alıp almaması hemen hiç bir şekilde denetlenmemektedir. Önümüzdeki günlerde Sosyal Güvenlik Kuruluşlarının bu konuda daha nitelikli uygulamalara geçeceği sanılmaktadır. Böyle bir yaklaşım, yurttaşlarımızın nitelikli sağlık hizmeti almalarının yanında bugüne kadar kurumların amacı olan maliyet kaygılarınında giderilmesini sağlayabilir. Ne yazık ki, meslek yaşamımızda her gün farklı/hatalı hekimlik uygulamaları ile karşılaşıyoruz. Bunları tanı ve tedavi hataları olarak gruplamak uygun olacaktır. Tartışmalı konular, üst uzmanlık gerektiren özel alanlar ve iyi belgelenmiş(yalnızca hasta ifadesi ile saptanan) uygulamalar bir yana bırakılırsa; Göğüs Hastalıkları polikliniklerine başvuran ve daha önce bir başka hekim tarafından incelenmiş olgularda sık yapılan hatalar şöyle sıralanabilir:

Akciğer tüberkülozunu varsaymak; Tüberkülozda tanı zorlukları bilinmekle birlikte,tanı bakteriyolojik olarak konulmalıdır. Hiç bir tanısal girişimde bulunmadan tüberküloz varsaymak kabul edilemez ve hatalara yol açması kaçınılmazdır. Klinik bulgular tüberküloz ile uyumlu olduğu halde bakteriyolojik tanıya ulaşılamıyorsa, ayrıcı tanı olanaklarını sahip bir ünitede incelenmelidir. Alt solunum yolu hastalığı nedeniyle tedavi önerildiği halde P.A. Akciğer grafisi istememek, özellikle uygulanan tedaviye yanıt alınamayan durumlarda ve kronik solunum sistemi yakınması olan olgularda bir dönemi görüntelemek için önemli olabilir. Günümüzde uygunlaşan görüntüleme teknikleri; hekimlerin fizik muayene yeteneklerinde azalmaya yol açmış görünüyor. Böyle bir ortamda ucuz ancak çoğu kez yeterli bilgi verebilecek basit bir inceleme olarak P.A Akciğer grafisi alınmalıdır.

Obstruktif bir havayolu hastalığı (KOAH,Astım) nedeniyle tedavi önerilen hastanın solunum fonksiyonlarını değerlendirmemek; sistemik hipertansiyon nedeniyle izlenen hastanın kan basıncı, diabet nedeniyle izlenen hastanın kan şekeri düzeyinin bilinmesi ne denli önemli ise özellikle hava yolu hastalığının takibinde solunum fonksiyonlarının belirlenmesi de o denli önemlidir. Ülkenin her yerinde, ilçelerde bile bile bilgisayarlı tomografi üniteleri kurulmuş iken, sağlık merkezlerinde en azından bir Peakflowmetrenin bulundurulması çok zor olmasa gerek.

P.A. Akciğer grafisi olmayan hastanın Toraks BT ya da MR incelemesini istemek; ülkemizde son yıllarda çok yaygınlaşan bilgisayarlı tomografi ve magnetik rezonans ile görüntüleme merkezlerinin sunduğu bir kolaylık olmalı!. Düz grafi ile elde edeceğimiz bilgilere bizim ya da sosyal güvenlik kuruluşlarının gereksiz yere milyonlarca lira ödeyerek ulaşmasının yanlışlığı bir yana, teknik olarak da bu incelemeler birbirini takip etmelidir. P.A Akciğer grafisi olmaksızın çekilen Toraks BT sorulara yanıt veremez. Uygun anamnez bulgularına karşın astım tanısı koyamamak; ilaç endüstrisinin yoğun desteği sayesinde gereğinden fazla astımla ilgili toplantı yapıldığı düşünülebilir. Ancak uygulamalar astım tanı ve tedavisi konusunda mezuniyet sonrası programlarına hala yoğun bir şekilde gereksinim duyulduğunu gösteriyor. Özellikle çocuklarda astımın tanımlanamaması, uzun süre gereksiz antibiyotik kullanımına neden olmaktadır.

Kalp yetmezliğine bağlı yakınmaların bronş astımı olarak yorumlanması; gerçekten de ayırıcı tanıda yer alan bir durum. Ancak çoğunlukla hastanın yaşı, eklenen kalp muayene bulguları ve belki en önemlisi solunum fonksiyonları uyarıcı olabilir.

Yalnızca öksürük ve balgam çıkarma hikayesi olan olguları kronik bronşit olarak tanımlamak. Bilindiği gibi kronik bronşitte bu semptomların 2 yıl üst üste ve 3 ay süreyle varolması gerekir. Sıklıkla neden sigara içilmesidir. Bu durumda hekime ilk kez gelen, daha önce yakınması olmayan 25 yaşında bir hastada kronik bronşit doğru bir tanı olmayacaktır. Kronik bronşitin önemsenmeden yerli yersiz kullanılması, genellikle sigaraya bağlı ve obstrüktif hastalığa dönüşebilecek bu özellikli duruma gereken özenin gösterilmemesine neden olur. Oysa kronik bronşitli hastalar genellikle sigara içerler ve sigarayı bırakmak hastalıklarının ilerlemesini engellemek için tek çaredir.

Esasen her hastanın sorgulanması sırasında demografik bilgilerden hemen sonra sigara alışkanlığı sorgulanmalıdır. Eğer hasta sigara içiyorsa; hastalığı ne olursa olsun sigarayı bırakması gerektiği söylenmeli ve hatta bu konuda kendisine yardım edilebileceği anlatılmalıdır.

Tedavi yönünden bakıldığında sorunların daha çeşitli olduğu görülüyor. Fazlaca ayrıntıya girmeden tekrarlanma oranları yüksek ve kritik öneme sahip olan tedavi hataları ise;

Tüberküloz tanısı koymak için fazlaca çaba harcanmazken, hekimlerin çoğu hastalarına tüberküloz tedavisi başlamakta çok gayretlidirler. Tanı hatalarında sözü edildiği gibi bakteriyolojik olarak tanımlanmamış hastalıkta tedavi takibi de sorun olacaktır. İki yada üç antitüberküloz ilaç kullanımı, beraberinde nonspesifik antibiyotik kullanımı, tedavinin takip edilmemesi, tedavi başarısızlığı halinde tedaviye bir ilaç eklenmesi tüberkülozda tedavi hataları içerisinde sayılabilir. Ülkemizde hala önemli bir toplum sağlığı sorunu olmaya devam eden Tüberkülozun tedavi hatalarının düzeltilmesi sorunun çözümünde çok önemli bir yere sahiptir.

Yanlış antibiyotik kullanımı, hekimlik uygulamasında rastlanan genel bir sorundur. İlaç endüstrisinin antibiyotiğe ayırdığı büyük bütçe ve çok sayıda eleman "her hastalığa iyi gelen geniş spektrumlu antibiyotik kavramını" yaygınlaştırmıştır. Oysa bugün bilimsel araştırmanın geldiği noktada; her organ ve sistemin hangi enfeksiyon ajanlarından daha sık etkileneceği ve bunlara etkili antibiyotik grupları belirlenmiştir. Maliyet unsurunu da göz önüne alarak hekimin doğru seçimler yapabilmesi çok zor görünmüyor. Hastanede yatmasına gerek görülmediği halde, bir alt solunum yolu enfeksiyonunda üçüncü kuşak sefalosporin kullanımı bir hata kabul edilmelidir.

Uzmanlık alanıma özgü uygulamalardan biri olan inhaler ilaç kullanımı pek çok hatanın yapıldığı bir alandır. Hekimlerin reçete ettiği ilacın kullanımını tarif etmemesi, yanlış tarif etmesi, hastanın takibinde ilaç kullanımını denetlememesi hatalar arasındadır. İnhaler ilaç, kullanımının etkinliği ve yan etki azlığı nedeniyle solunum yolu hastalarının tedavisinde yaygın kabul görmüştür. Ancak hatalı kullanım, semptomların giderilmesini sağlamayacağı gibi, hasta ve hekimin ilaca olan güvenini sarsmaktadır. Hekim ilacı reçete ettikten sonra kullanımını anlatmak için zaman ayıramıyorsa, bu görevi bir yardımcı sağlık personelinin yerine getirmesini sağlamalıdır. Kullanımı anlatan broşürlerle destek olunabilir.

Göğüs hastalıklarının tedavisinde kullanılan nebulizatör ve oksijen konsantratörleri pek çok hastanın tedavisini kolaylaştırmıştır. Bu cihazların kulanılması gereken olguların dikkatle belirlenmesi hem hastanın sağlığı hemde sosyal güvenlik kuruluşlarına yansıyan maliyet açısından önemlidir. Endikasyonu doğru belirlense bile kullanımı anlatılıp, öğretilmeyen cihazlar hastalara yarar sağlamaz. Bu nedenle hastalara tıpkı inhaler ilaç kullanımında olduğu gibi eğitilmiş bir görevli tarafından cihaz kullanımı öğretilmeli ve mümkünse periyodik olarak denetlenmelidir.

KOAH akut ataklarında bronkodilatör ilaç kullanmamakta sık rastalanan bir hatadır. Tedavi başarısızlığı nedeniyle defalarca farklı antibiyotikler alan hasta semptomlarının düzelmediğinden yakınır. İncelendiğinde reçetesinde bronkodilatör olmadığı gözlenir. Ancak bu hata muhtemelen KOAH tanısı ile ilgilidir.

Kuşkusuz, burada dile getirdiğim örnekler tüm hataları yansıtmıyor. Amacım, sıklık ve önem açısından dikkati çeken hataları vurgulamak, daha önemlisi konuyu gündeme getirmekti. Meslektaşlarımın kendi mesleki yaşamları sırasında karşılaştıkları hatalar ve çözüm önerileri olacaktır. Bunları paylaşmaktan mutluluk duyacağız. Ulusal kongreler ve mezuniyet sonrası eğitim programlarının düzenlenmesinde bu uygulama hataları yol gösterici olacak, böylece herkesin daha nitelikli ve doğru sağlık hizmeti alması yolunda önemli bir adım atılması sağlanacaktır.


TORAKS DERNEĞİ GENEL MERKEZİ:
Turan Güneş Bulvarı, Koyunlu Sitesi No: 175/19 Oran- Ankara
Tel: 0312. 490 40 50 Faks: 0312. 490 41 42 e-mail: toraks@toraks.org.tr