KOAH’ta, semptomlar ile hava akımı obstrüksiyonunun
şiddeti arasındaki ilişki zayıftır. Bu durum, hastaların büyük bir kısmında
tanıyı güçleştirmektedir. Yapılan çalışmalar, KOAH hastalarının sadece %25’inin
bir sağlık kuruluşunca bilindiğini göstermektedir. Bu nedenle, KOAH prevalansı
konusundaki bilgiler yetersizdir. ABD’de 1996’da 16 milyon KOAH’lı hastanın
bulunduğu bildirilmiştir. Ancak, gerçek sayının 30-35 milyon civarında olduğu
tahmin edilmektedir. DSÖ verilerine göre hastalık prevalansı, tüm dünyada erkeklerde
binde 9.34, kadınlarda binde 7.3’tür.
Ülkemizde Sağlık Bakanlığı verilerine göre tüm
hastanelere KOAH ve astım tanısıyla yatırılan hasta oranı, 1997’de 203/100 000’dir.
1976’da Etimesgut bölgesinde yapılan bir çalışmada, 40 yaş üstü erişkinlerde
KOAH prevalansının %13.6 (erkeklerde %20.1, kadınlarda %8.2) olduğu bildirilmiştir.
Elimizdeki veriler ülkemizde 2.5-3 milyon KOAH hastası bulunduğunu düşündürmektedir.
Türkiye’de KOAH gelişiminde sigara içimine ek olarak tezek kullanımı, keten-kenevir
işçiliği, odun sobası kullanımı ve asbeste maruz kalmanın rolü konusunda çalışmalar
sürmektedir.
ABD’de tanı konan hasta prevalansının yetişkin
erkeklerde %4-6, kadınlarda ise %1-3 olduğu bildirilmiştir. Altmış beş-74 yaş
grubundaki erişkinlerde ise, erkeklerin %13.6, kadınların %11.8’inde KOAH saptanmıştır.
Hastalık erkekler arasında yaygındır ve yaşla artmaktadır. Bu cinsiyet farklılığı,
erkeklerin daha çok sigara içmesi ve meslek nedeniyle toksik maddelerle daha
çok karşılaşması ile açıklanmaktadır. Sigara içme alışkanlıklarının kadınlarda
giderek yaygınlaşması ile bu farkın yakın gelecekte ortadan kalkacağı düşünülmektedir.
KOAH, neden olduğu tıbbi harcamalar ve işgücü
kaybı nedeniyle tüm ülkelerde ciddi boyutlarda ekonomik ve sosyal yük oluşturmaktadır.
ABD’de KOAH’a ikincil doğrudan ve dolaylı maliyetin 1993 yılında 23.9 milyar
$ olduğu, oysa bu değerin astımda 12.6 milyar $, pnömonide 7.8 milyar $ ve tüberkülozda
1.1 milyar $ olduğu bildirilmiştir.