KOAH’ta, semptomlarda olduğu gibi, fizik muayene
bulgularının da hava yolu obstrüksiyonunun şiddeti ile ilişkisi zayıftır.
Bu nedenle muayenede bulgu saptanamaması KOAH tanısını reddettirmemelidir.
Erken dönemde göğüs muayenesinde ekspiryum
uzunluğu saptanabilir ve zorlu ekspirasyonda hışırtılı solunum
duyulabilir. Obstrüksiyon ilerledikçe istirahat solunumunda hışırtılı
solunum alınabilir ve zorlu ekspirasyon zamanı uzar
(>5 saniye). Aşırı havalanmaya bağlı olarak göğüs
ön-arka çapı artar. Diyafragma hareketleri sınırlanır. Göğüs
ekspansiyonunda azalma olur. Sonorite artar. Solunum
sesleri azalır, ronküsler ve kaba raller duyulabilir. Kalp sesleri,
çoğu zaman derinden duyulur.
Terminal dönemde, KOAH hastaları öne eğik otururken
kollarını dışa doğru açarak ve vücut ağırlığını avuçlarına yükleyerek nefes
darlığını azaltacak pozisyon alırlar. Bu pozisyon boyun ve omuz bölgesindeki
yardımcı solunum kaslarının daha etkin çalışmasını sağlar. Çoğu hasta dudaklarını
büzerek ekspiryum yapar (büzük dudak solunumu). Alt
interkostal aralıklarda paradoksal içe çekilme (Hoover belirtisi)
görülebilir.
Yardımcı solunum kaslarının (örneğin, sternokleidomastoid)
solunuma katılması veya büzük dudak solunumunun varlığı, genellikle ileri
derecede hava akımı obstrüksiyonunun varlığını gösterir. Bu dönemde hastalarda
hipoksemi ve santral siyanoz görülebilir. Kor pulmonale gelişmesi
ile periferik ödem, jügüler venöz dolgunluk, karaciğerde büyüme
ve hassasiyet bulguları ortaya çıkar.
Akut atakta klinik bulgular,
hava yolu obstrüksiyonundaki ek artışa, KOAH’ın ağırlığına ve birlikte bulunabilecek
diğer patolojilere bağlıdır. Atağın şiddeti taşipne, taşikardi, yardımcı solunum
kaslarının kullanımı, siyanoz ve solunum kaslarının disfonksiyonu veya yorgunluk
belirtileri (örneğin, göğüs kafesi hareketinde koordinasyon bozukluğu veya
inspirasyon sırasında karın duvarının paradoksal hareketi) ile kabaca değerlendirilebilir.
Hiperkapninin klinik bulguları güvenilir değildir. İleri dereceli hiperkapnide
asteriksis (flapping tremor) olabilir. Atak tanısında semptom ve bulguların
duyarlılığının düşük olması nedeniyle nesnel ölçümlere gerek vardır.